Tam Buğday Unlu Focaccia Ekmeği

LAVA DÖKÜM TENCERE ile hazırladığımız TAM BUĞDAY UNLU FOCACCIA EKMEĞİ 

Malzemeler

1 su bardağı tam buğday unu

2 su bardağı un

1,5 su bardağı ılık su

2 çorba kaşığı zeytinyağı

1 paket instant maya

1 tatlı kaşığı tuz

1 tatlı kaşığı toz şeker 

Üzeri için

2 çorba kaşığı zeytinyağı

Baharatlı deniz tuzu

 

Yapılışı :

 

1 su bardağı ılık suyun içine instant mayayı ilave edip karıştıralım. 10 dk. aktive olması için bekleyelim. Geniş bir kabın içine elediğimiz unu alalım. Ortasını havuz gibi açalım. Mayayı, toz şekeri ve zeytinyağını ekleyelim. Unun üzerine en dış kenara tuzu serpelim. Yavaş yavaş karıştırıp ele yapışmayan bir hamur elde edene kadar un ve su eklemeye devam edelim. Tamamen toparlanan hamuru mayalanması için üzerini streç film ile kapatıp en az 45 dk. dinlendirelim. Mayalanan hamuru tezgaha alıp gazını çıkartmak için yoğuralım. Lava Döküm Tenceremizin tabanına un serpelim. Ve hamurumuzu biraz elimizle açtıktan sonra Lava Döküm Tencereye alalım. Çok fazla inceltmeden hamuru parmak uçlarımızla yayalım. Hamurun üzerine pizza kesme aparatı ile çizikler yapalım. Önceden ısıtılmış 200 C fırında üzeri kızarıncaya kadar pişirelim. Fırından çıkınca üzerine zeytinyağı sürüp, baharatlı deniz tuzu serpelim. Ve enfes focaccia ekmeğimiz artık servise hazır.

Afiyet Olsun…

Tarif Uygulama ve Fotoğraf : Selda`nın Mutfak Defteri

Roma

İstanbul gibi yedi tepe üzerine kurulu Roma için söylenen "açık hava müzesi" tabiri az bile. Zengin bir tarih geçmişine sahip şehir bir zamanlar sadece Roma İmparatorluğu'nun değil dünyanın merkezi olarak nitelendiriliyormuş. Roma'nın en dikkat çekici yanlarından biri de meydanları. Daracık sokaklardan yürüyüp; son derece canlı, renkli, devasa meydanlara çıkınca ister istemez içinizden bir "waaoowwww" diyorsunuz. Tam ifade edemedim ama ne demek istediğimi anlamanız için kesinlikle görmeniz gerekiyor. THY ve Pegasus'un haftanın her günü sefer düzenlediği Roma için en uygun mevsim bahar bence. Yaz sıcaklarında şehri keşfetmeniz zorlaşabilir. Erken planlamayla çok büyük bir bütçeye ihtiyaç duymadan gerçekleştirebileceğiniz bir seyahat. 

Nerede Konaklanır ?

Bence öncelikle hangi bölgede konaklamak istediğinize karar verin. Daha sonra zevkinize ve bütçenize uygun otel seçmek çok daha rahat olacaktır.

Tarihi Kent Merkezi: Turistik yapılara, meydanlara yakın olsun diyorsanız tercihiniz kesinlikle bu yönde olmalı. Fiyatlar biraz yüksek olsa da zamandan tasarruf edeceğinizi unutmayın. 

Trastevere: Siz deyin Asmalı Mescit, ben diyeyim Cihangir. Gece hayatının kalbi burada. Konaklama tercihiniz airbnb 'den yanaysa bu bölge sizin için en ideal seçenek olacaktır. Eski kent merkezi ve Vatikan bu bölgeye yürüme mesafesinde bulunuyor. 

Termini: Merkezden uzak şehrin ana tren istasyonunun olduğu alan. Başta metro, belediye otobüsü, özel tur otobüsü gibi birçok ulaşım ağının ana merkezi. Merkezdeki otellerden çok daha ucuza konaklamanız mümkün. 

Havaalanı’ndan Şehir Merkezine Nasıl Gidilir ?

Şehir merkezine ulaşım için gideceğiniz yere ya da kaç kişi olduğunuza göre tercih edebileceğiniz birçok alternatif mevcut. 

Tren:
Havalimanında iki ayrı hat var. En yaygın kullanılanı hiçbir durakta durmadan 35 dakikada merkez istasyon Termini' ye giden Leonardo Express. Fiyatı 14€ olan biletinizi internetten (http://www.treinitalia.com) veya gişelerden satın alabilirsiniz. Eğer internetten alırsanız e-biletinizin çıktısını almayı unutmayın. Turnikeden kare kod okutup geçiyorsunuz. Diğeri 8€ fiyatıyla nispeten daha ekonomik olan bölgesel tren FR1 Lines. Trastevere(26 dk.), Ostiense(31 dk.), Tuscolana(40dk.) ve Tiburtina(48 dk.) bu treni kullanarak ulaşabileceğiniz istasyonlardan birkaçı. 

Otobüs:
Havalimanından şehir merkezine en ucuz ulaşım yöntemi otobüslerdir. 

Termini icin Terravision (http://www.terravision.eu), Vatikan tarafı için SIT (http://www.sitbusshuttle.com) isimli firmanın otobüslerini tercih edebilirsiniz.

Taksi:
Biz kullanmadığımız için rakam olarak net bir şey söyleyemeyeceğim ama duyduğuma göre yasal taksiler havalimanından şehir merkezine sabit 48€ ile yolcu taşıyormuş. Binmeden önce şehir merkezi ile nereyi kastettiklerini sormakta fayda var. 

Otel Servisleri:
Konaklama yapacağınız otel transfer konusunda mutlaka yardımcı olacaktır. Bize havalimanı & otel arası 55€ fiyat vermişti. İki kişiden fazlaysanız bu şekilde otelinize ulaşmak hem daha ekonomik, hem daha hızlı olabilir. 

Şehir İçi Ulaşımı Nasıl ?

Konaklamanız merkezden uzakta olacaksa şehir içi ulaşımında metro, otobüs veya tren kullanmanız gerekebilir. Bunları bilet makinelerinden veya büfelerden alacağınız biletlerle ortak olarak kullanmanız mümkün. Kalacağınız süreye göre saatlik ya da günlük biletleri tercih edebilirsiniz. Ulaşımda ve görülecek yerlerde avantaj sağlayan şehir kartından Roma'da da var. Rome Pass'i http://www.romepass.it adresinden inceleyip alabilirsiniz. Biz eski şehrin merkezinde Novano Meydanı'nda konaklamayı tercih ettiğimiz için şehir içi ulaşımı sadece havalimanından otele gelirken kullandık. Her yere yürüyerek günde min. 35bin adımla kişisel rekorumuzu da kırmış olduk. Roma sokaklarını yürüyerek keşfetmek yapılacak en güzel şey zaten. Motosiklet ehliyetiniz varsa Roma'nın olmazsa olmazı Vespa marka scooterlardan kiralamak eğlenceli olabilir. 

Görülecek Yerler Nereler ? 

Piazza Navona
Bizim konakladığımız yer bu meydandaydı. O yüzden kaldığımız süre boyunca güne burada başlayıp, günü burada bitirdik. Elips biçimindeki meydanın bulunduğu alanda daha önce bir stadyum varmış. Meydanda üç adet çeşme var. Bunlardan en meşhuru Bernini'nin eseri olan ve ortada bulunan Fontana dei Quattro Fiumi (Dört Mevsim Çeşmesi) Günün her saati hareketli olan meydanın etrafında bulunan cafelerin birinde oturup etrafı izleyin mutlaka. 

Campo dei Fiori
Piazza Novana ’ya yakın olan bu meydana yeme içmenin kalbi diyebilirim. Restoranların, barların önünde ellerinde şarap kadehleriyle ayakta takılan insanları çokça görebileceğiniz eğlenceli bir bölge burası. Gündüz kurulan yerel pazarına da mutlaka vakit ayırın. Çiçek Pazarı Meydanı olarak da biliniyor.

Piazza del Campidoglio 
Meydanın ilk planları Michelangelo tarafından çizilmiş. Belediye binası olarak kullanılan Senatorio Sarayı, Capitol Tepesi, Capitol Müzeleri, Nuova Sarayı bu meydanda bulunmaktadır.  

Piazza Venezia
Şehir merkezindeki önemli caddelerden olan Via del Corso ile bir ucu Colesseum’a çıkan Via dei Fori Imperiali‘nin kesişim noktasında bulunuyor. İtalya Krallığı'nın ilk kralı adına yapılmış benim hayran olduğum saf mermerden yapılmış Vittorio Emanuele II Anıtı meydandaki en dikkat çeken yapı. Anıtın üst bölümünde bulunan seyir terasında harika fotoğraflar çekebilirsiniz.  

Colosseum
Piazza Venezia’ dan Via dei Fori Imperiali (Krallar Yolu) boyunca yürürseniz Roma’nın simgesi Colosseum tam karşınıza çıkacak. MS. 72 yılında Roma İmparatoru Vespasian tarafından kendilerini ve halkı eğlendirmek için yapılan bu amfi tiyatro birçok restorasyon çalışmasına rağmen yıllar boyu maruz kaldığı doğal afet ve savaşlar nedeniyle çok zarar görmüş. 55bin izleyici kapasitesi olan Colosseum' da meşhur gladyatör dövüşlerini izleyen halkın oturduğu tribünler hemen hemen yok olmuş durumda. 2007 yılında belirlenen

Dünya’nın Yedi Yeni Harikasından biri olarak seçilen Colosseum, hem gündüz hem gece görmeniz gereken yerlerden biri. Biletinizi internetten satın almak ise önünüzde saatler sürecek bilet kuyruğundan sizi kurtaracak altın bilgi. Roma Forumu ve Palatine Tepesi’ni kapsayan 2 gün geçerli kombine bilet 16€. Bilet satın almak için http://www.ticketsrome.com adresini kullanabilirsiniz. 

Roma Pass aldıysanız ücretsiz giriş haklarınızdan birini burada kullanmak oldukça mantıklı.

Foro Romano
Colosseum' dan çıkınca yürüyerek ulaşabileceğiniz antik Roma dönemini şehir hayatının  merkezi sayılan bu meydan dünyanın en büyük arkeolojik bölgelerinden biri olarak kabul ediliyor. Meydanın büyüklüğü yorulma garantili. Pes etmeyip Palatino Hill tabelalarını takip ederek yukarı doğru yürümeye devam ederseniz Roma Forumu'na bir de tepeden bakabilirsiniz.

Circus Maximus
Palatino Hill'den inişi Via dei Cerchi'ye doğru yaparsanız direkt stadyumun önüne gelirsiniz. Sezar tarafından yaptırılmış Circus Maximus şehrin ilk ve en

büyük stadyumudur. İmparator Neron’ un Roma'yı yaktığı iddia edilen dönemde çok fazla etkilendiği söyleniyor. Şimdilerde stattan geriye geniş bir çim alan kalmış.

Pantheon
"Tüm Tanrıların Tapınağı" anlamına gelen Pantheon Pagan tapınağı olarak inşa edilip daha sonra kiliseye çevrilmiş. İhtişamlı mimarisi, tek parça kubbesi ve kubbesindeki açıklıktan içeriye yayılan ışık ile oldukça etkileyici olan Pantheon dünyanın en iyi korunmuş yapılarından sayılıyor. Giriş ücretsiz. 

Fontana di Trevi
Adı, üç yolun kavşağına yapıldığı için İtalyanca “üç yol” anlamındaki “trevi” den geliyor. Konunun aşkla pek ilgisi yok yani. Bulunduğu meydan kadar neredeyse.

O kadar ihtişamlı, o kadar büyük. Yapımı otuz yılda tamamlanan çeşmenin üzerinde birbirinden etkileyici heykeller bulunuyor. Trevi’nin bir diğer özelliği ise ziyaretçilerin dilek dileyip çeşmeye bozuk para atması.

Gün sonunda bu paraların toplanıp yardım kuruluşlarına bağışlandığını okumuştum bir yerde. Fazla turistik olsa da görülmeye değer bence.  

Piazza Spagna & Spanish Steps
Piazza Spagna ile Trinita dei Monti Kilisesi arasında ulaşım sağlamak amacıyla 1700'lü yıllarda yapılmış Spanish Steps, Avrupa’nın en uzun ve en geniş merdivenleri olarak ün salmış. Günün her saati hareketli olan bu merdivenler özellikle gençlerin buluşma noktası, Roma sokaklarında yorulan gezginlerin gözde mekanı. 

Eğer alışveriş yapmak istiyorsanız ve sağlam bir bütçeniz varsa doğru yerdesiniz. Dünyaca ünlü markaların bulunduğu Via dei Condotti bu meydanda. Bir paralelinde bulunan Via del Corso ise nispeten daha uygun alışveriş yapabileceğiniz bir başka cadde. Akşam saatlerinde trafiğe kapatılarak daha rahat gezebilme imkanı sağlanıyor.  

Villa Borghese
Sahip olduğu 1700 dönümlük alan ile devasa bir park Villa Borghese. Bisiklete binmek, yürüyüş yapmak, ağaçların altında dinlenmek için ideal bir yer. Etrafta özgürce koşturan çocuklar parkın neşe kaynağı adeta. Oldukça güzel sergiler bulabileceğiniz Galleria Borghese de bu parkın içinde bulunuyor. Galeriye giriş ücretli. Biz bir akşamüstü parkın içinde bir bölüm olan Monte Pincio'da gün batımını yakalama şansı bulduk. Gerçekten tarifsiz bir güzellikti. 

Piazza del Popolo
Villa Borghese' den direkt bu meydana iniyorsunuz. Meydanın hemen girişinde görmek isteyebileceğiniz iki kilise, tam ortasında ise dev bir dikilitaş bulunuyor. Meydan aynı zamanda konserlere, şehir etkinliklerine de ev sahipliği yapıyor. Biz keyifli bir tesadüf ile öğrendik bunu. Meğer bir Roma Karnavalı varmış. Daha önce hiç duymamış, bir yerde okumamıştım. Meydanda bulunan bir cafeye oturup renkli geçit törenini izlemek büyük keyif oldu bize.

Ponte San’t Angelo
Tiber Nehri üzerindeki köprülerden en güzeli olan Ponte San’t Angelo uzun bir süre, Vatikan’a ve San Pietro Bazilikasına ulaşmak isteyen din yolcularının geçiş yolu olmuş. Vaktiniz varsa hem gündüz hem de gece görmenizi tavsiye ederim. Işıklandırılmış hali bir başka güzel. Piazza Navona' dan 10 dakikalık keyifli bir yürüyüşle köprüye ulaşmanız mümkün.  

Castel Sant Angelo
İmparator Hadrian' ın kendisi ve ailesi için anıt mezar olarak inşa ettirdiği yapı Ortaçağ’da kaleye dönüştürülmüş ve siyasi karmaşa dönemlerinde Vatikan ile arasında yer alan gizli geçiş ile (Vatikan Koridoru) papaların güvenliği sağlanmış. Hapishane olarak da kullanıldığı dönemde Fatih Sultan Mehmet’in oğlu Cem Sultan bu kalede tutulmuş. Giriş ücretli.  

Vatikan
Yoldaki bir çizgi ile Roma’dan ayrılan dünyanın en küçük ülkesidir. Katolik mezhebinin merkezi olanülke papa tarafından yönetilir. Aziz Petrus Bazilikası (Basilica di San Pietro),bazilikanın önünde yer alan Aziz Petrus Meydanı

(Piazza San Pietro) içinde dünyanın en değerli sanat eserlerinin bulunduğu Sistine Şapeli (Cappella Sistina) 'nin de yer aldığı Vatikan Müzeleri ve eşsiz Vatikan Bahçeleri burada görülmesi gereken en önemli yerlerdir. Bir tam gününüzü buraya ayırmanız gerekir dersem inanın hiç abartmış olmam.

Vatikan Müzesi’nden başlayarak Sistine Şapeli, San Pietro Bazilikası ve San Pietro Meydanı sırasıyla gezmek size zaman kazandıracaktır. 

Vatikan Bahçeleri bizim zaman ayıramadığımız, müzeye girmeden önce gezmek isteyebileceğiniz bir alternatif.

Vatikan Müzeleri pazar hariç her gün 9:00 – 18:00 saatleri arası ziyarete açık. Pazar günleri kapalı ama her ayın son pazar günü öğlene kadar açık ve ücretsiz. Ne yapın edin biletinizi gitmeden önce internetten alın ve yine internetten müzenin haritasını edinin (http://www.ticketsrome.com) Bir de bizim gibi "Ayın son pazarına denk geldik, ücretsiz gireceğiz." diye sevinmeyin. Aynı şekilde sevinen 5673425647 kişi sayesinde müzeye girmemiz tam iki saat sürdü de.

Müzede sizi Sarmal Rampa karşılıyor. Sonrasında koridorlarda yürürken pek çok antik uygarlığa ait heykel, tablo ve tarihi eser göreceksiniz. Rafael odalarındaki resimlerin detayları inanılmaz. Müzede sürekli tavanlara bakarak yürüyorsunuz, aman dikkat. Papa seçimlerinin yapıldığı yer olan Sistine Şapeli'ne ulaştığınızda eşi benzeri olmayan güzellikte freskler göreceksiniz. Michelangelo'nun Yaradılış adlı eseri en bilineni. Dikkat, fotoğraf çekmek yasak. Şapel çıkışında yine uzun bir kuyruk göreceksiniz, doğru o tarafa yönelin. O kuyruk sizi en az kırk dakika bekledikten sonra Michelangelo’nun tasarladığı ve ölümünden ancak 26 yıl sonra tamamlanabilen yaklaşık 140 metre yüksekliğindeki muhteşem kubbeye götürecek. Ama önce 5€ ödeyip 230+320 basamağı çıkmanız gerekiyor. Eğer isterseniz 2€ fazla ödeyerek ilk 230 basamağı asansörle çıkabilirsiniz. "Kotor'da kaleye çıkarken 1300 küsur merdiveni geride bırakmış insanım ben, 320 basamak mı gözümü korkutacak?" dedim ama yukarı çıkan merdivenlerin oldukça dar ve boğucu olduğunu görünce ilk etapta pes ettim. San Pietro Meydanı'nın nefes kesen manzarasını kubbenin en yukarısından görebiliyorsunuz. Ben eşimin çektiği fotoğraflardan görmüş kadar oldum. Kubbeden asansörle direkt Aziz Pietro Bazilikası’nın içine iniyorsunuz. Katoliklerin hac noktası sayılan bazilikaya askılı tişört ve şort ile girmenize izin verilmiyor. Kapı önündeki şalları üzerinize atarak içeri girebilirsiniz. Michelangelo'nun baş yapıtı Pieta da burada sergileniyor. Ve Vatikan için son düzlük Aziz Pietro Meydanı .Her pazar öğle vakti Papa'nın bir balkondan kalabalığa hitap ettiği meydan. Meydanı çevreleyen sütunlar ve meydandaki iki çeşmeden biri Bernini tarafından tasarlanmış.  

Trastevere
Roma eski şehir merkezinden Tiber Nehri ile ayrılan bölgede bulunan Trasteve labirent gibi dar sokakları, renkli evleri, taş sokakları, Arnavut kaldırımları, sarmaşık kaplı binaları, küçük samimi cafeleri ile sizi mest edecek. Karşı yakanın yeme & içme & gece hayatı için adresi burası.  

Ne Yenir? Ne İçilir? Nerede Eğlenilir ? 

Söz konusu İtalyan mutfağı olunca bende akan sular duruyor. 

Roma'da yerel halkın kahvaltı anlayışı cornetto dedikleri kruvasan ve kahveden ibaret. Sizi açmadı mı? O zaman sizi hemen her köşede enfes kokularla karşılayan fırınlara alalım. Fırından yeni çıkmış çeşit çeşit pizzalar, sandviçler, börek ve ekmek çeşitleri, kurabiyeler...  Campo di Fiori'de bulunan Roma'nın en eski fırını olan Antico Forno Marco Roscioli ve Forno; Trastevere'de bulunan Antico Forno benim tavsiye ettiklerim. 

Fraklı garsonların hizmet ettiği Antico Caffe Greco İspanyol merdivenlerinin hemen karşısındaki caddede bulunuyor. Zamanında ünlü yazar ve şairlerinin uğrak noktasıymış. Lezzet konusunda çok efsane diyemesem de o havayı solumak için gidebilirsiniz. Yine Roscioli ailesine ait olan Roscioli Caffe, çok güzel tatlı vitrini de olan iyi espresso barlardan. Ama şehirde en iyi kahve içebileceğiniz yer bizce Tazza D’Oro. Pantheon’ dan çıktıktan sonra hemen ilerisindeki köşede önünüze çıkacak. Günün her saati inanılmaz bir sıra oluyor önünde. Beklemeye değer. Kahvenizi alıp önündeki taburelerde içebilir ya da barda takılabilirsiniz. Önünde yiyecek otomatlarının kahve çekirdeği alabileceğiniz bir versiyonu var. Tazza D'Oro'da sıra beklemek istemezseniz hemen çaprazındaki Don Nino'ya geçin. Kahve bahane siz bu şirin dükkandan tiramisu yemeden sakın dönmeyin. Dondurması da çok başarılı. 

Ve evet dondurma burada başka bir hadise. İtalya'da dondurmaya "gelato" dondurmacıya da “gelateria” deniyor. Uzun zamandır bizde de başarılı örneklerine denk gelsek de Roma'da çeşitlerin çokluğu ve lezzet aklınızı başınızdan alacak. En eskisi, en bilineni Giolitti başta olmak üzere Punto Gelato ve Gelateria del Teatro es geçmemeniz gerekenler. 

Roma'nın birbirinden güzel meydanlarında bulunan cafelerden birinde oturup etrafı izlemek, bir şeyler yiyip içmek büyük keyif. Piazza Navona'da bulunan Tre Scalini ve Piazza Popolo'da bulunan Cafe Rosati hem yemek, hem de tatlı menüsüyle sizi mutlu edecek iki seçenek. 

Hızlı ama bir o kadar da lezzetli bir öğlen yemeği için birbirinden başarılı iki yeri not alın. İlki Pastificio. İçinde oturma yeri bile olmayan küçücük bir dükkanda taze taze hazırlanan makarnaların her gün farklı bir sosla servis edildiğini düşünün. İspanyol Merdivenlerinin hemen yakınında bulunan Pastificio'dan alıyorsunuz makarnanızı, şarabınızı yayılıyorsunuz merdivenlere. İkincisi La Boccaccia. Trastevere'de çeşit çeşit tava pizzası yapan küçücük bir dükkan. Şanslıysanız önündeki banklarda yer bulup oturabilirsiniz.

Akşamüstü karnınız çok aç değil ama içkinin yanında bir şeyler yerim maksat zaman keyifli geçsin derseniz tarihi bir şarap evi olan Antica Enoteca, ünlü İtalyan markası Peroni'yi kızarmış atıştırmalıklar eşliğinde deneyebileceğiniz Antica Birreria Peroni ya da tam bir kokteyl cenneti olan The Jerry Thomas Project deneyebileceğiniz yerler.

Campo Di Fiori için yeme içmenin kalbi demiştim daha önce. Bizim akşam yemekleri için tercih ettiğimiz yerler hep bu bölgede oldu. Bir aile işletmesi olan Roscioli çok ama çoook iyi bir şarküteri. İddia ediyorum en iyi burratayi burada yiyebilirsiniz. Bunun yanında makarna& pizza gibi klasik seçenekler de var menüde. Müthiş şarap listesinden bahsetmiyorum bile. Rezervasyon şart. Cantina a Cuccina ve Emma da yine bu bölgede önerebileceğim iki başarılı restaurant. Emma'nın tatlı menüsü ayrı bir efsane. Trastevere tarafında ise önceliği Taverna Trilussa'ya verin. Kocaman bir bahçe içinde bulunuyor. Menüde bulunan ödüllü Ravioli Mimosa ise mutlaka denemeniz gereken bir lezzet. Grazia& Graziella ise bizim bi yarım saat diye oturup tüm geceyi geçirdiğimiz yer oldu. Ömrüm boyunca bu kadar güler yüzlü, eğlenceli servis personeli görmemiştim. Seyahat boyunca hemen her yerde gördüğümüz kızarmış çiçek enginarı burada denedik. Bana çok fazla yağlı geldi. Ama siz burada ya da başka bir yerde bir şans verebilirsiniz. 

Biz Roma'yı dört günde keşfetmeye çalıştık. Görülebilecek önemli yerlerin çok büyük bir kısmını için yeterli. Ama bize yetmedi . Biz bu sefer turist koşturması olmadan sakin sakin şehrin tadını çıkarmak için sonbaharda bir kere daha yolumuzu düşürmeyi planlıyoruz. 

YORUM EKLE veya YORUM OKU

Page Cafe & Gallery

Uykuyu sevenlerden misiniz? Uyku uğruna ya sabahı yaşamayı kaçırıyorsanız? Ben uykuyu çok sevmeme rağmen, sabahın serinliğini, sakinliğini yaşamayı çok severim. Şöyle sessiz, sakin bir ortamda kahve içmek, bir iki satır bir şey okumak, etrafı seyretmek her zaman keyif ve huzur verir bana. Bu arada yapması en kolay ve masrafsız aktivitedir bu sabah keyfi.

Kitaplarla dost olan insan ve mekânları da çok severim. Ortada bırakılan bir iki kitap veya dergi, insanları okumaya teşvik eder. Okuyan insanın da, muhakeme gücü, hayal dünyası genişler. Hayata bir başka bakar.

Bu sefer ki mekânımız da işte böyle bir yer. Bir çeşit kitap kafe. Moda’nın göbeğinde, rafları kitaplarla dolu, sabah yürüyüşlerinde mola vermeye değecek güzellikte. Kahvenizi yudumlarken ya da kahvaltınızı ederken, seçtiğiniz bir kitabı, dergiyi okuyabilirsiniz. Okumaya başladığınızda, elinizden bırakamadınız mı, o halde o kitabı satın da alabilirsiniz. Hatta okuduğunuz kitapları o mekâna satabilirsiniz de.

Mekan sabah 10:00 ile akşam 23:00 arası açık. Viyana kahveleri ile tanınan Page Cafe & Gallery’nin en bilinen ve sevilen kahvesi brauner mış. Ben Türk kahvesi içtiğimden denemedim ancak, gelen misafirlerin ( müşterilere bu şekilde hitap ediyorlar) en çok tercih ettiği kahveymiş.

Kahvaltı deyince de öyle menemen, sucuklu yumurta yok, öyle bir beklentiyle gitmeyin sakın. Kruvasan eşliğinde reçel, nutella, jambon, kaşar, sıcak sandviçler, tost çeşitleri, simitli kahvaltı veya akdeniz kahvaltı tabağı ,page kahvaltı tabağı vs gibi seçenekler yanında geniş bir tatlı menüsü mevcut.

Yani sözün özü huzur, sakinlik, biraz okuyayım biraz oturayım bir mekan arıyorsanız ve Moda’daysanız doğru adres diyebilirim.

Giderseniz benim selamımı söylemeyi unutmayın.

Caferağa Mahallesi, Moda Caddesi, No 121, Kadıköy, İstanbul

 

YORUM EKLE veya YORUM OKU

Bumerang - Yazarkafe