TuzBİBER Dergisi Kasım 2017 Sayı 44

Merhaba

Bu sayımızda da yeni konular ve tarifleri sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz. Web sitemizin içeriğinde bulunan ve bir çok yemek tarifine ulaşabileceğiniz, çeşitli konularında yer aldığı arşive göz atmanızı öneririm.

Bu sayıda emeği geçen ve dergimize gelecek aylarda da eşlik edecek ;

Biraz Sanat Biraz Müzik –Türkülerimiz ve Hikayeleri-2

Gökyüzü – Bağlantılı Olmak Ya Da Olmamak

Konuk Yazar - Menü Dilinde Ne Nedir

Ordan Burdan Hayattan - Sağlıklı Mutfak -Hilal Dokuyucu Röportajı

Selda’nın Mutfak Defteri – Üzüm Reçeli , Çaylı Kek

arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

Sevgiyle kalın.

 
 

 

 

Yorum Ekle veya Yorum Oku

Türküler ve Hikayeleri - 2

HEKİMOĞLU TÜRKÜSÜ

Ordu dolaylarında yaşayan Hekimoğlu, yoksul bir ailenin çocuğudur. Üstelik yoksul bir anneden başka hiç kimsesi yok. Çevresinde dürüstlüğü, akıllılığı ve yiğitliğiyle tanınan bir gençtir.

Yörede egemenlik kurmuş bir Gürcü Beyi vardır. Bu Gürcü Beyi, Ayşa adında güzel ve narin bir kızla sözlüdür. Ne ki, bu kız Gürcü Beyini sevmemekte, Hekimoğlu’na bağlanmıştır. Bu, dostlukla, arkadaşlıkla karışık bir sevgidir. Üstelik Hekimoğlu’yla görüşmeye başlamıştır.

İşte Bey, iki gencin ilişkisinin bu noktaya vardığını duyar duymaz Hekimoğlu’na düşman olur ve ona savaş açar. Hekimoğlu’yla teke tek görüşüp, hesaplaşmayı önerir; bir de yer belirtir. Hekimoğlu, gözüpek, mert bir gençtir. Aynalı mavzerini kuşanıp, tek başına buluşma; yerine gider. Gitmeye gider ama, Bey sözünde durmamış adamlarıyla gelmiştir. Üstelik adamlarından biri, buluşma yerine varır varmaz, sabırsızlanıp Hekimoğlu’nu yaylım ateşine tutar. Ötekiler de çevresini sararlar. Hekimoğlu’yla Beyin adamları arasında yaman bir çatışma olur. Hekimoğlu, çatışma sonunda çemberi yararak kurtulur. Olaydan hemen sonra, Bolu da tek başına yaşayan anasının yanına gider. Anasına durumu anlatır ve artık şehir yerinde duramayacağını bildirir. Anasıyla helallaşıp, yanına Mehmet adlı iki amca oğlunu alarak dağa çıkar. Çıkış bu çıkış ve ölünceye kadar Hekimoğlu artık dağdadır.

Hekimoğlu’nun dağa çıkış nedenini ve biçimini bilen, duyan yöre köylüleri kendisine kucak açarlar. Onun mertliği, yiğitliği ve doğru sözlülüğü köylüleri daha da etkiler ve her açıdan kendisine yardım ederler. Özellikle yoksul köylülerle dostluk kurar, zenginlerden aldıklarıyla onlara yardım eder.

Hekimoğlu, artık Gürcü Beyinin korkulu düşü olmuştur. Bu yüzden Bey, kendisini sürekli jandarmaya şikayet eder ve kesintisiz izletir. Hekimoğlu’nu ihbar etmeleri için çeşitli yörelerde adamlar tutar. Fakat halk koruduğu için, Hekimoğlu’nu bir türlü ele geçiremezler. Hatta bir defasında, Beyin adamlarından birinin ihbarı üzerine Hekimoğlu’nun kaldığı evi jandarmalar basıyorlar. Bütün çevre kuşatılmıştır. Evin altında bir fırın vardır. Hekimoğlu fırıncının yardımıyla fırının ekmek pişirilen yerini arkadan delip kaçmayı başarır.

Hekimoğlu, kaçmaya kaçıyor ama, Beyin, iki amca oğlunu öldürttüğünü haber alıyor ve doğru Çiftlice köyüne iniyor. Gittiği ev muhtarın evidir. Bu Muhtar, Hekimoğlu’ndan yana görünüyor, oysa gerçekte Beyin adamıdır ve onunla işbirliği içindedir. Nitekim adamlarından biri aracılığıyla ihbarda bulunur ve Hekimoğlu jandarmalarca sarılır. Hekimoğlu, Muhtarın puştluğu yüzünden kıstırılmıştır. Büyük bir çatışma çıkar taraflar arasında. Adeta namlular kurşun kusmaktadır. Özetle yaman cenk olur orada.

Olayın sonucuna ilişkin iki söylenti var halk arasında :

1- Hekimoğlu, çatışma sırasında. çemberi yarıyorsa da, aldığı yaralar yüzünden fazla uzaklaşamadan ölüyor.

2- Atına atlıyor, elini karın bölgesinden aldığı yaralara basarak Ordu’ya kadar geliyor ve burada ölüyor.

Hekimoğlu, tipik bir erdemli başkaldırıcı örneğidir. Haklı bir nedenle dağa çıkıyor. Mertliği, yiğitliği ve iyilikseverliğiyle halk arasında büyük ün yapıyor. Yoksulların dostu, onları ezen varsılların düşmanıdır.

Hekimoğlu denince, hemen akla gelen bir özelliği de aynalı martini dir. Hekimoğlu Türküsü’nde geçen ve kendisinin adıyla özdeşleşen aynalı martin in özelliği şudur. Hekimoğlu, özel olarak yaptırdığı mavzerinin üstüne bir ayna taktırıyor. Çatışmaya girdiğinde, bu aynayı: düşmanının gözüne tutarak, gözünün kamaşmasına, dolayısıyla hedefini şaşırmasına yol açıyor. Bu yüzden Hekimoğlu’nun adı, aynalı martinle özdeşleşmiştir.

Ersan Petekkaya

Yorum Ekle veya Yorum Oku

Sağlıklı Mutfak Hilal Dokuyucu Röportajı

Bu ay konuğum hem yakın arkadaşım hem de çok başarılı bir yemek bloggeri; sevgili Hilal Dokuyucu. Sağlıklı Mutfak bloğunun yazarı. Son zamanlarda gönül verdigi ekmek yapımı ve sağlıklı mutfakla ilgili merak ettiklerimi sordum. Keyifli okumalar. 

 

Bizim eski okuyucularımız ve sosyal medyayı sıkı takip edenler seni ve Sağlıklı Mutfak' ı tanıyorlar aslında. Yine de tanımayanlar için kendinden biraz bahseder misin ? Kimdir Hilal Dokuyucu ?

İstanbul doğumluyum. İTÜ Devlet Konservatuvarı Halk Oyunları Bölümü mezunuyum. Mesleğimi hiç yapamadan özel bir sektörde 15 sene yöneticilik yaptım. 2 sene önce iş hayatına nokta koyup ev hanımlığını ve anneliği seçtim. Yapı gereği çok  hareketli bir insan olduğumdan, evde de kendime uğraşlar buldum. 2009 da blogumu  açtım ve halen devam.  

Sağlıklı olmak kimimiz için bir hayat biçimi, kimimiz için de günün trendlerini takip etmek için uyduğu kurallar bütünü. Senin hayatının neresinde sağlıklı mutfak ve sağlıklı beslenme ?

Benim için bir hayat biçimi, fakat takıntı boyutunda değil. Sağlıklı  ve düzgün beslenmeyi en başta ruh sağlığım açısından çok seviyorum. Ailemde bu  konuda bana çok  uyumlu. Sözümden çıkmıyorlar diyebilirim. Eve hiçbir şekilde paketli ürün hatta sakız bile alınmıyor. Kızımı etiket okumaya alıştırdım. Çok  istediği bir şey olunca, böyle paketi janjanlı  gelen etiketi okuyor ve hemen alımdan vazgeçiyor. Zaten bir müddet sonra eskisi kadar dikkat  çekmiyor o  ürünler.  

Ekmek yapma merakı nasıl başladı ? 

İnternetde videoları  izliyor ama bir türlü cesaret edemiyordum. Bir gün instagram da takip ettiğim bir arkadaşımda görünce, onu kendime yakın bulup  soru yağmuruna tuttum. Oda sağolsun sabırla bana anlattı.Bende araştırıp geliştirdim. 

Ekşi maya nedir, diğer ekmek mayalarına göre bu kadar çok tercih edilir olmasının sebebi nedir?

Atalarımızın ekmek yapmak için kullandığı hamur diyelim en basit anlatımı  ile. Eskiden ekmeği yoğurur pişirmeden bir miktar alır, un içinde saklar onunla tekrar ekmek yoğururlarmış. Tabii o dönemin buğdayının doğallığını simdi bulmak çok zor bulunsa da maliyeti yüksek.  Ekşi maya daha sağlıklı çünkü fermente bir ürün.  Hazır mayalar  adı üstünde hazır, laboratuvar ortamında geliştirilmiş yapay. Fakat ikisinin arasındaki en büyük fark zaman. Ekşi maya uzun süreli mayalanma gerektirirken, hazır mayalar 1 saat içinde hamuru aktif hale getiriyor. Bu durumda tercih meselesini doğuruyor. Kimisi zamanı, kimisi sağlığı tercihe diyor.

Bir dönem hepimizin evinde ekmek makineleri vardı, hepimiz ekmeğimizi evde makinede yapıyor olmakla övünürdük. Artık bunun yerini ekmeği elinde yoğurmak aldı diyebilir miyiz ?

Benim hiç olmadı o makinelerden. Hiç de özenmedim. Ayrıca hamurla oynamak stres atıcı ve keyifli. Birden fazla ekmek yapacaksam elde yoğurmak zor oluyor, ozman mutfak şefleri en büyük yardımcı ;) 

Konu ekmek olunca elbette diyet de sorulan sorulardan biridir. Bir takım beslenme uzmanları ekmeği kesinlikle yasaklarken bir kısmı da ekmeksiz diyet olmaz diyor. Hala ekmek konusundaki bu somut bir yargıya varılamamış olmasını nasıl değerlendiriyorsun?

Ben hiç diyet yapmadım. Bu kelimeyi de pek sevmiyorum. Sağlıklı beslendiğin sürece bunlara ihtiyaç olmuyor. Eskiden doğru bildiğimiz pek çok şeyin yanlış olduğunu yeni yeni öğreniyor insanlar. Alışkanlıklar değişir öncelikle bunun farkına varmaları gerek. Ben 2 yıldır Karatay besleniyorum. Arada kaçaklarım oluyor ama bu tip beslenmekten çok mutluyum. Ekmek yapmama rağmen aşırı tüketmiyorum. Velhasıl konu cok detaylı uzun sohbet gerektirir. 

Bir süredir evde ekmek siparişi alıp yapıyorsun? Nasıl başladın bu işe ve ilgi nasıl ?

Yılmadan deneyerek doğru ekmeği bulunca, ben artık satabilirim ve evlere bu lezzeti ulaştırabilirim dedim. Önce yakın çevrem sipariş verdi. Sonra Türkiye geneline yayıldı. İlgi çok güzel ama kargolar çok pahalı olunca insanlar düşünüyor haklı olarak. Kargo harici başka yöntemde bulamıyorum.İstanbul da oturanlarla ortak noktada buluşuyoruz :( 

Bu tarz bir işi ev ortamında yapmanın elbette zorlukları vardır. Bir ekmek fırını açmak gibi bir hayalin var mı?

Olmaz mı tabii ki var. Yine ama diyeceğim, bu dönemde bir işletmeyi ayakta tutabilmek gözüme çok zor gözüküyor. Risk alan bir yapım yok. 

Sosyal medyanın bu yaptığın işe katkısı nedir?

Artık herşey sosyal medyada. Kendimi oradan duyurabiliyorum. Ayrıca ekmek ile ilgili hesapları takip edip onlardan da yenişeyler öğreniyorum.

Gelecekle ilgili Sağlıklı Mutfak ' ın hedefleri nelerdir ?

Hedefleri olan bir insan değilim. Tevekkülle yaşarım, kadere inanırım, Rüyalarda ki mesajları yorumlarım. Sağlıklı Mutfağı herkes bilsin çok güzel ekmekleri var desinler isterim ama ;) 

Instagramın da etkisiyle eskisi gibi blog okuyucusu yok, okunma ve tıklanma sayıları çok geriledi. Bunun yazma hevesini etkilediği, yaratıcılığını düşürdüğü oluyor mu?

Kesinlikle, Bunca yıldır bu kadar emek vermesem kapatmıştım şimdiye blogu. Fakat kıyamıyorumda, anılarımız çok hepimizin, blog sayesinde tanıştık, hey gidi günler diyorum bazen ne güzeldi. 

Ekmek workshopları gibi planların var mı?

Çok istiyorum. İmkan olsa çok da mutlu olurum. Gerçi online ders veriyorum öğrenmek isteyenlere.Hiçbir bilgiyi esirgemeden. Sadece birkaç gün değil uzun soluklu arkadaşlıkalrımız ve paylaşımlarımız oluyor. Çok keyifli. 

Okuyucularımıza iletmek istediğin bir mesajın var mı ?

Sağlıklı beslensinler, alışkanlıklardan kolay vazgeçilebiliyor. Sağlık geri kazanılması zor, kaybedilince bedeli ağır bir durum. Sadece inansınlar.

 

Yorum Ekle veya Yorum Oku

Bumerang - Yazarkafe