Mantarlı Omlet

Malzemeler

5 adet mantar

 3 adet yumurta

1 yeşil, yarım kırmızı biber (kullanılmayabilir)

Tuz, karabiber

 4-5 yemek kaşığı zeytinyağı

 

Hazırlanışı

Yumurtalar bir kaseye kırılır biraz tuz ve karabiber eklenerek bir çırpma teliyle çırpılır. 

 Mantar ve kullanacaksanız biberler ince doğranır, tavaya zeytinyağı alınır üzerine doğranmış biberler ve mantarlar eklenir karıştırılarak kızarana dek sotelenir. Üzerine birazda tuz eklendikten sonra çırpılmış yumurtalar tavaya eklenir bir kez karıştırıldıktan sonra ocağın altı kısılır. 

 Omletin alt tarafı kontrol edilir, bir kapak yada düz bir tabak yardımıyla çevirilip üzeri de pişirilir.

Diğer tarafı da piştikten sonra düz bir servis tabağına alınıp servis yapılır.

 

Not: Omletinizi çevirmeden pişirmek isterseniz çık kısık ateşte tavanın kapağı kapalı olarak pişirirseniz aynı sonucu biraz daha uzun sürede elde edersiniz. Kapak kapalı olduğu için omletin üstü buharıyla pişiyor, ocak çok kısık olduğu için altıda yanmıyor.

Yorum Ekle veya Yorum Oku

Unutulmayan Film Müzikleri

Sinema tarihine konuları ve karakterleriyle olduğu kadar müzikleri ile de damga vurmuş filmleri şöyle bir hatırlarsak neler var, neler. İşte bu efsane filmlere damgasını vuran unutulmaz film müzikleri.        

Adının bile unutulduğu anlarda, müziği ile var olan filmler vardır. Eğer bir filmin müziği kült haline gelmişse küçük tınılar halinde dinlendiği zaman, film daima hatırlanır. Küçük bir liste halinde bu müzikleri ve filmlerden bazılarını siz sevgili okuyucularımıza hatırlatmak istedim. Öyle sanıyorum ki bir çoğunuz bu filmleri izlemiştir. Şimdi şöyle bir soru ile yazıma devam etsem. Aşağıda sizlerle paylaştığım filmlerin , Müziği mi yoksa filmi mi öne çıkar? 

  • Love Story

Müziği ile hatırlanan, hatta müziğinin biraz daha öne çıktığı filmler düşünüldüğünde, “Love Story” filmini ilk sıraya koymamız gerekirdi. 1970 yılı yapımı film, sahip olduğu konusuyla dönemine damga vuran filmler arasındaydı.

Ali Macgraw, Ryan O’neal’ın başrolünü üstlendikleri film ise sahip olduğu teknik dinamiklerin haricinde apayrı bir olgu ile hiç inmemek üzere gündeme yerleşiyordu. Francis Lai tarafından bestesi yapılan filmin müziği olan “Where Do I Begin", film ile özdeşleşmişti.

1971 yılında 6 dalda adaylığa gösterildiği Oscar ödüllerindeki tek zaferini “ En İyi Orijinal Müzik Akademi Ödülü” dalında almıştır. Filmlerin en önemli tanıtım mecrası olarak bilinen fragmanda dahi öne çıkarıldığı düşünülürse, müziğin film için önemini tartışmamamız gerekir.

  • The Godfather

“Baba” filmi… İtalyan yazar Maria Puzo’nun aynı adı taşıyan romanından uyarlanarak yapılan film, Francis Ford Coppola yönetmenliğinde, Marlon Brando, Al Paçino başrollerinde 1972 yılında çekilmiştir.

2.Dünya Savaşı’nın bitiş yılı olan 1945 ve sonraki 10 yıllık süreçte New York’ta yaşamını sürdüren İtalyan Mafyasının anlatıldığı film, genel kesim tarafından dünyanın en iyi filmlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Her ne kadar doğruluk payı tartışılsa da, IMDB listesinin ikinci basamağında bulunan film, “En İyi Film”, “En İyi Erkek oyuncu(Marlon Brando)”, “En İyi Uyarlama Senaryo” dallarında 3 Oscar kazanmıştır.

Fakat, yine de filmin adının geçmesi ihtimalinde, akıllara ilk olarak o hoş tınısı beraberinde ana tema müziği gelmektedir. Birçok sanatçı tarafından seslendirilen müziğin, unutulmaya yüz tutacağını hiç sanmıyoruz.

  • Rocky

“Acı yok Rocky, acı yok” satırlarının günümüzde dahi hatırlandığı film, ilki 1976 olmak üzere toplamda 6+1 filme sahip olmuştur. 1 opsiyonunu henüz geçtiğimiz hafta vizyona giren “Creed” filmi ile bulunduran Rocky filmi, 7’den 70’e geniş bir yaş skalasına hitap etmeyi başarmıştı.

Üzerine eklenen her filminde, yeni bir karakteri meydana getiren film serisinde en çok ilgi odağı olanı ise 1986 yapımı “Rocky 4” olmuştu. Soğuk Savaş’ın söz konusu olduğu yıllarda ABD-Sovyet Rusya arasındaki gerilimi son derece taraflı bir biçimde anlatan film, her şeyi ile efsane konumuna gelmişti.

Sahip oldukları dinamiklere ek olarak şarkısı ile de ön plana çıkmıştı. Dinlenmesinin ardından, filmin sahnelerinde kesitleri hafızalarda canlandırarak, izleyiciye tekrar o günleri hatırlatmaya devam ediyor. ABD yeniden dünyayı kurtarıyor.

  • Endless Love

Yıllara mal olmuş, iki efsane oyuncuyu barındıran bir aşk filmi ile daha karşı karşıyayız. Başrollerini Martin Hewitt ve Brook Shields’ın paylaştığı 1981 yapımı film, dönem sinemasına damga vuran filmler arasındaydı.

Kavuşamayan iki aşık gencin hikayesinin aktarıldığı film, sonraki süreçte zirvedeki yerini koruyacak müziği ile akıllarda kalmıştı.

Lionel Richie tarafından yazılan, Diana Ross ile yapılan düet beraberinde sunulan müzik, gelmiş geçmiş en iyi düet olarak kabul edilmekle beraber, birçok alanda dahi zirvede yer almaktadır. 80li yıllara yetişen kuşağın, hayatlarından hiç çıkmayacak bir film ve müzikten bahsediyoruz.

  • Top Gun

1986 yılında yapılan, başrollerini Tom Cruise, Kelly McGills’in paylaştığı efsane film ve kült müziği ile karşı karşıyayız. ABD Donanması’nda görevli olan bir

pilotun "Top Gun Onur Ödülü”nü almak için verdiği mücadeleyi anlatan film, gösterime girdiği yıl en çok hasılat yapan film konumunda olmuştur.

Bu alanda az önce bahsi geçen Rocky 4’ün önüne geçmeyi başaran aşk temalı film, var olan duygulara tercüman olmak yolundaki en büyük araç olan müzik ile tarihteki yerini almıştır.

Berlin adlı grubun “Take My Breath Away” şarkısını kullanan film, tercihinin ne denli doğru olduğunu anlaması için uzun zaman beklemeyecektir.

  • Ghost Busters

Adının geçtiği esnada, anındalık hızında müziğini akıllara getiren bir filmin şüphesiz bu listede yer almaması beklenemezdi. 1984 yılında, “o zamana dek yapılmış en pahalı komedi film” sıfatıyla yer alan film, özgün konusu ile tarihteki yerini almıştı.

Hayalet avcılarının gerçekleştirdikleri aktiviteleri, yaşadıkları hayatı belirgin bir espri düzeyi ile aktaran film, ana tema müziği ile, misafir olduğu evlerden bir daha hiç ayrılmamıştır. En pahalı filmin bütçesi ise 30 milyon dolardır.

  • Saturday Night Fever

Bee Gees grubunun efsane şarkısı “Staying Alive” ile başlama yoluna giden film, müziğini öne çıkarmak konusundaki niyetini henüz film başlarken belli etmişti.

Sayısız müzikal filmde yer alan John Travolta’nın başrolünü üstlendiği filmin, bütünüyle müzik ve dans üzerine kurulmuş teması ile farklı bir dalda öne çıkması düşünülemezdi. Efsane grubun, efsane filmde kullanılan efsane şarkısını dinletmeden önce daha fazla bir şey söylemek istemiyoruz.

  •  Flashdance

Döneminin bir başka müzik-dans temalı filmi Flashdance, birçok sahnesinde kullanılan, birçok farklı müzikleriyle öne çıkmıştı.

Başrolde yer alan Jennifer Beals’ın gösterdiği muhteşem dans-oyunculuk performansı ile kendine hayran bıraktığı film, müzik ile başladı müzik ile bitti. Üstat William Shakespeare’ın dediği gibi “Yeter ki sonu iyi bitsin.”

  •  Grease 1 - Grease 2

Müzikal film denince, akla ilk olarak gelen film olan “Grease”, her iki sürümünde de farklı oyuncu kadrosunu barındırmasına rağmen, neredeyse her müziği ile efsane kategorisinde değerlendirilmişti.

Konu müzik beraberinde dans olunca, bütünüyle söz konusu temalar üzerinde yoğunlaşmasını takiben, çok sayıda kült müzik çıkarabilmişti. Var olan seçenekler arasından, en beğenileni koyduğumuzu düşünerek, filmin/filmlerin mutlak suretle listede yer alması fikrini pekiştiriyoruz.

  •  Footlose

Yıllarca kendisini aksiyon temalı filmlerde görmeye alışık olduğumuz Kevin Bacon’un farklı bir yönünü daha keşfedebildiğimiz film, bütünüyle dansa ve müziğe bağlı olarak kurulan teması ile karşımıza çıkıyor.

Dönem gereği, kendini dans etmek zorunda hisseden gençliğin filmi olarak öne çıkan film, unutulmaz sahnesi ile akıllarda yer edinmişti. Doğruyu söylemek gerekirse, sağlam bir koreografi ve uyumlu bir topluluğun icra ettiği danslar her zaman ilgi çekici olmuştur.

  • Karayip Korsanları

İlki 2003 olmak üzere, 4 seri halinde yapımı gerçekleşen film, korsan-denizcilik filmlerine getirdiği farklı bakış açısı ile gündeme gelmişti.

Vizyonda olduğu yıllar boyunca izleyicinin her daim sempatisini kazanan film, toplamda 3.7 milyar dolar gibi bir hasılata da sahip olmuştu. 4 filmin ortak özelliği ise dillere destan karakteristiği ile Jack Sparrow ve her filmde kullanılan müziği olmuştu.

Denizciliği çağrıştıran bir müzik olduğunu söylesek yanılmayız.

  • Hızlı Ve Öfkeli

Günümüze dek yayınlanan 7 filminde farklı müzikler beraberinde izleyicinin karşısına çıkan film, belirgin bir müziği ile öne çıkamamıştı. Listede yer almasının sebebini ise, malum şahsiyete duyulan saygıdan ileri geliyor.

Hayatını kaybeden Paul Walker anısına yönelik olarak sunulan müzik ve filmde yayınlandığı sahne daha fazla söze gerek bırakmıyor.

Neden hiç Türk Sinemasına damgasını vuran müzik yok dediğinizi duyar gibiyim.

Açıkça söylemek gerekirse, tüm listenin yabancı içerikli olmasının yegane sebebi, Yeşilçam Sineması’na deyimi yerindeyse girilmesi ihtimalinde çıkılamamasıdır. 1970'li yıllar başta olmak üzere, bir şarkının piyasaya sürülmesinin ardından, şarkı için film yapılmakta idi.

Bu yüzden, verilebilecek sayısız örnekler dolayısı ile söz konusu dipnotu düşerek, affınıza sığınıyorum.

 “Hasretinle yandı gönlüm”, “Sevemedim kara gözlüm” “ Hababam Sınıfı” ve daha nicesi diyelim.

Bunlar unutulacak türden şarkılar değil. O zaman haydi şimdi bu filmlerin müziklerini dinleyerek hatırlayıp hatırlamadığınızı control edin derim.

Sevgiyle ve müzik ile kalın…

Yorum Ekle veya Yorum Oku

Rızık ve Bereketin Devamlılığı

Rızkımız çoğalsın, bereketi olsun diye dualar ederiz, fakat bu duayı ederken de alıştıklarımızdan ve sahip olduğumuz şeylerden vazgeçmeyi yada onlardan ayrılmayı pek sevmeyiz. Ritüellere, eşyalara ve hatta içinde bulunduğumuz duygulara olan bağlarımızdan kopmak çok büyük bir çaba gerektirir. 

Kimisi paradan kopamaz ve sürekli biriktirme çabasıyla, hayatta daha önemli şeylerin olduğunu unutur, kimisi eşyalarına kıyamaz onlardan kopamaz ama süreklide yenisini almaktan kendisini alamaz, kimisi korkularından kopamaz bir türlü onları bırakıp özgürleşemez, kimisi de kendisini aşağıya çeken ,kendisini kötü hissettiren, gücenme, hakir görme ve yetersizlik, kıskançlık gibi bir çok duyguyla kendisini şişirip hayatını karanlık, tek düze ve nefes alamaz bir hale getirmektedir. 

Bilinçli yada bilinçsiz olsun bütün bu bağlar, bütün bu hisler, bizim kendi rızık ve bereket kapılarımızı, kendi ellerimizle kapatmamıza neden olmaktadır. Hayatını hep aynı motif ve hep aynı alışagelmiş bir şekilde yaşıyorsan, sen aslında dünyanın en fakir insanısın ve sana gelebilecek tüm zenginlikleri engelliyorsun demektir!

Hayatımıza yeni şeylerin girebilmesi için, ilk adım olarak onlara yer açmamız gerekmektedir.. 

Herhangi bir sebeple( küçük geldiği için, modası geçtiği için...) artık kullanmadığımız eşyalarımızı onları kullanabilecek onlara ihtiyacı olanlara verirsek hem faydalı bir eylem yapmış, hem de kendi hayatımızda yeni şeylere yer açmış olacağız..

Bu belki size çok önemsiz gelebilir ama işim gereği o kadar çok bu birikintiler altında resmen bir mezara girmiş gibi gömülmüş, ağzına kadar eşya, kıyafet ,ayakkabı yada buna benzer şeylerle dolup taşmış ve hiç birini kullanmamasına rağmen, onlardan kopamayıp bu eziyet içinde yaşamaya çalışan insanlar tanıyorum.. Ayırmaya çalıştığın her parça onlara resmen acı vermekte ve bir nevi cehennem azabı yaşamalarına neden olmaktadır. Bu tür insanların en ileri dereceleri mesi sendromu denen bir hastalığa kadar gidebilmektedir ve onlara bakıldığında gerçekten de artık o eski eşyalar arasında boğulan ve kapıları, zenginliğe, berekete ve yeniye tamamen kapalı, kaybetme korkusu içinde, hasta bir hayat yaşayan mutsuz insanları seyredebilirsiniz. 

Ya manevi birikintiler? Korkularımız ? Enerjimizi aşağıya çeken tüm o kopamadığımız duygularımız ve bağlarımız? İnsan doğası gereği sürekli kendisini yenilemelidir ve asla kendisini bir düzeyde tutacak, kendisini kötü hissettirecek şeylerde takılı kalmamalıdır.

Sürekli bir hareket ve eylem halinde olmalıdır! Kendisine zarar veren tüm bu duygulardan kendisini arındırmalı ve temizlemelidir! Eski şeyleri temizlersen ancak yeni şeylerin yaratılması mümkün olur. Yeniler, ve güzel şeyler ancak o zaman seni bulur! Daha özgür ve farklı bir bakış açısına sahip olabilir ve düşünebilirsin. Korkular, acılar ve bunların sebebiyet verdiği hastalıklardan, bu cehennem azabından kendini ancak sürekli yenileyerek kurtarabilirsin. 

Hadi hem maddi hem manevi birikintilerimizden kurtulup, hayatımızda yeni fırsatlara sebebiyet verecek yeni alanlar açalım. Bu alanları, daha yeni ve bir öncekinden daha iyi şeylerle doldurup hem bizi, o gömülü kaldığımız cehennemimizden çıkaracak hem de hayatın sürekliliğini sağlayacak farklı bakış açılarına yönlendirecek şeylere yol açalım. 

Bize verilmiş çok kısa olan bu sürecin amacı toplamak, biriktirmek değil, tam tersi her şeyi paylaşmaktır. Paylaşalım! ilmimizi, sevgimizi, maddi ve manevi sahip olduklarımızı paylaşalım. 

Bizleri olduğumuz yere bağlayan tüm zincirleri koparıp atalım. Hayatımızın her açısında, bereket ve rızkımıza engel olmayacak şekilde yaşayarak, yeni fırsatların doğduğu, bakış açımızın genişlediği, sağlıklı bir hayata doğru kucak açalım..

 

Sevgilerimle

Yorum Ekle veya Yorum Oku

Bumerang - Yazarkafe