Moda ve Mini Söyleşi

Herkese merhaba

Nisan sayısında da sizlerle beraberiz , Baharın yaklaştığı şu günlerde siyahların, grilerin yerini pembeler, beyazlar, sarılar almaya başladı. Bu sezonun öne çıkan tarz olan modelleri ile kendinize değişik bir stil yaratabilirsiniz, tabii ki boy aynanız bu konuda size çok yardımcı olacaktır.

Coco Chanel "Moda silinir gider, sadece stil aynı kalır"

Bahar gelince kalın paltoların yerini trençkotlar alır. Bu sezon trençkot modeli geniş kesimli, bol kalıp olarak modada yerini almıştır, zayıf bedenler kalın kemerlerle ve dar kalıp pantolonlarla daha güzel stiller yaratabilirler. 

Coco Chanel "Basitlik zarafetin anahtarıdır"

Bu sezon salaş rahatlık ön planda gece ve gündüz şıklığı sade, taşlı, payetli eşofmanlarla yerini alıyor ,yerine göre üzerine giyilen bluzlarda bir o kadar salaş süslü modeller. Ayrıca hayatımızda olmazsa olmaz giysilerimizden kot ceket ve yelekler, kot pantolonlar yırtık, taşlı, işlemeli, yamalı olarak çeşit kombini şeklinde yerini alır, ceketlerin ceplerine takılan uzun fularlar , taşlar , payetler, armalarda modada ayrı bir stil olarak görülmektedir.

Giorgio Armani "Kot pantolon modaya demokrasi getirmiştir"

Bu ay Türkiye`nin bir numaralı koreografı Uğurkan Erez ile moda üzerine mini bir söyleşi yaptım, bu söyleşiyi sizinle paylaşmak istiyorum.

Moda Nedir ? 
Moda genel kullanımıyla insanların içinde bulunan belirli bir zamanda ki , daha çok giyim ile ilgili tercihlerine referans eden popülaritesi yükselen genel giyim tarzı.

Giyimde, Türk markaları ile yabancı markalar arasındaki fark nedir ?
Bence fark yok , tekstil piyasasında güzel yerlerdeyiz. Markalaşmış dünya çapında çok iyi firmalarımız var. Belki eksiğimiz kendimizi daha iyi gösterecek platformlarda olmamız gerekir. 

Sence Türkiye`nin en şık üç kadını kimlerdir?
Arzu Sabancı -- Nevbahar Koç - Derin Mermerci

Uğurkan Erez'e çok teşekkür ederiz.

Gardırobunuzda olmazsa olmazlardan bir başka giysi 'siyah elbise' mutlaka hepimizin gardırobunda en az bir tane siyah elbise bulunur, bu elbiseyle değişik günlerde takılar ,fularlar, şallar, inci kolyeyle değişik modeller yaratmak mümkündür. Siyah elbiselerden örnekler verecek olursak, siyah dar bir triko elbiseyi eşarplarla veya uzun kolyeler ve ayağınızda uzun çizmelerle kombinleyebilirsiniz.

Coco Chanel "Siyah elbise, her kadının gardırobunun olmazsa olmazı"        

Siyah dantel bir elbiseyi ,taşlı takılar ve ayağımıza giyeceğimiz siyah, dore veya lame bantlı ayakkabılarla kombinliyebilirsiniz. Düz ,sıfır yaka, uzun kollu siyah bir elbise inci bir kolye ve stilletto siyah bir ayakkabı ile kombinleyebilirsiniz. Veya tamamen sade düz çizgili bir siyah elbiseyi, güzel alımlı bir saçla tamamlayabilirsiniz.    

FERDA AYAN "İllaki de marka olacak diye üzerimize yakışmayan rüküş olacağımız giysiyi giymektense , küçük bir mağazadan aldığımız şirin ve üzerimizde devleşen giysiyi giymeyi tercih ederim"

Rüküş nedir dersek, şık ve güzel olmaya çalışırken ,ölçüyü kaçırıp gülünç olma durumu, arapça kökenli bir sıfattır. Arapçada alacalı bulacalı karışık giyinen 'rugüş' dilimizde rüküş olarak söylenmektedir.

Bu sezon takılarda parlak metaller ön sırayı almakta.   Mavi, beyaz, enine, boyuna çizgiler diğer senelere nazaran bu sene daha da revaçta denizci temasıyla yerini koruyor, siyah beyaz puantiye de 70li yıllarda olduğu gibi damgasını vuruyor. Bu yılın rengi sarı tonları haki, hardal çok kullanılacak giysilerde. Ayrıca fırfır , yakalarda, eteklerde ve kollarda görülecektir. Puantiyeler, püsküller, ve pilileri sıkça görmek mümkün olacaktır. .Bu yılın en trend kumaşı şifon dalgalanarak yerini koruyor. Kıyafetlerimizde takıların yerini şık , süslü ,üstü çiçekli , taşlı düğmeler almaktadır. Maksi elbiseler, çok bol giysiler , bol pantolonlar ve pantolon etek ,üstüne giyilen büstiyerlerde gardırobumuzdaki parçalar içinde yerini alacaktır .

Gardıroplarımızı yenileme mevsiminin geldiği şu günlerde , size ufak bir dip not vereceğim, testlerle denenmiş onay almış bir metottur. Mağazaya girdiniz baharın tavan yapmış enerjisiyle hepsini almak istersiniz, komutumuz BIRAK. Evet tüm beğendiklerinizi teker teker kolunuzda biriktirmeye başlayın ve bu arada mağazada biraz dolaşın daha sonra komutunuzun çalıştığını göreceksiniz en üstteki kırmızı bluz ' bunun başka rengi benzeri var bunu almasam olur BIRAK komutunu söyleyin daha sonra alttaki elbise ' bu elbise beni şişman gösterebilir ' BIRAK komutu bir tur daha atın en alttaki pantolon' daha güzel bir model bulabilirim' BIRAK komutu ve sonunda kapıdan eliniz boş çıktığınızda alışveriş yaptığınızdan daha mutlu çıkacaksınız bana inanın ve deneyin lütfen. Boşa israf cebinize zarar

Micheal Kors" Lüks kavramı hayatta kalmak için gerekli olmasa da yaşamı daha lezzetli hale getiren bir baharattır"

Evet bu sayımız bu kadar hoşçakalın , daima modayla kalın

 

YORUM EKLE veya YORUM OKU

Atatürk ve Sanat

Atatürk, sanatı seven, sanatçılara değer veren ve onları destekleyen bir devlet adamıdır. Çocukluğundan itibaren sanata ilgi duymuş ve sanatın bazı dallarıyla çok yakından ilgilenmiştir. Gençliğinde şiir ve edebiyata yakınlık duymuş, Namık Kemal'in şiirlerini okumuş ve ondan etkilenmiştir. Atatürk'ün kaleme aldığı ve 1927 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisinde okuduğu "Nutuk" adlı eseri, Atatürk'ün en büyük edebî eseridir. Yazmış olduğu "Oğuz Oğulları" adlı şiir de Atatürk'ün şiir konusundaki yeteneğini sergileyen ve her Türk'ün okuması gereken bir eserdir. Atatürk, şiir ve edebiyat dışında müziğe de büyük bir ilgi duymuştur. Şarkı ve türküleri dinlemekten büyük bir zevk alan Atatürk, zaman zaman okunan şarkılara eşlik etmiş, oynanan halk oyunlarına katılmıştır. Bazı Rumeli türküleri, onun sesinden notalara dökülmüş ve müzik repertuarımızda yer almıştır.

Atatürk, askerî ataşe olarak Sofya'da görevli bulunduğu dönemde çok sesli müziğe ilgi duymaya başlamıştır. Klâsik müzik konserlerine ve operalara giderek bu müzik türlerini tanıma fırsatı bulmuştur. Cumhuriyetin ilânından sonra, ülkemizde bu müzik türlerinin sevilmesini ve müzik kültürümüzde yer almasını sağlamak amacıyla yapılan çalışmalara önderlik etmiştir. Ülkemizde müzik sanatının gelişmesi için bütün olanaklar kullanmıştır. Atatürk'ün zamanında yapılmış bazı binaların güzelliği, ülkemizdeki çağdaşlaşma hareketini ifade edebilecek nitelik taşımaktadır. Ayrıca mimarî eserlerin korunmasına verdiği önem de Atatürk'ün mimarîye olan ilgisinin önemli kanıtlarındandır. Atatürk'ün, tiyatro, bale, edebiyat, heykeltıraşlık, mimarî, resim, müzik gibi sanat dallarıyla ve sanatçılarla ilgilenmesi, onları desteklemesi Atatürk'ün sanatla çok yakın bir ilişki içinde olduğunun göstergesidir. Atatürk, sanatla ilgili düşüncelerini, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki konuşmalarında, Çankaya Köşkünde sanatçılarla yaptığı sohbet ve tartışmalarda belirtmiştir. Atatürk'ün bu konuşma ve tartışmalarda dile getirdiği sanatla ilgili düşünceleri, Türk halkına ileti niteliği de taşımaktadır. Atatürk, sanatın tanımını şu sözlerle açıklamıştır: "Sanat güzelliğin ifadesidir. Bu anlatım sözle olursa şiir, ezgi ile olursa müzik, resim ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık olur."

Sanatın, bir toplumun ilerlemesindeki öneminin ve vazgeçilmezliğinin bilincinde olan Atatürk, bu düşüncesini şu sözlerle ifade ediliştir. Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir. Bir millet sanata önem vermedikçe büyük bir felâkete mahkûmdur, Dünyada medenî, ileri ve gelişmiş olmak isteyen herhangi bir millet, mutlaka heykel yapacak ve heykeltıraş yetiştirecektir." Atatürk'ün bu sözleri, sanatla ilgili temel düşüncelerini ifade etmesi bakımından önemlidir. Atatürk'ün sanatçılarla ilgili düşüncelerini ifade ettiği sözleri ise şunlardır: "Sanatçı, toplumda uzun çalışma ve uğraşlardan sonra alnında ışığı ilk hisseden insandır." "Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz; hatta Cumhurbaşkanı olabilirsiniz, fakat sanatkâr olamazsınız." Büyük bir sanatsever olan Atatürk'ün gönlünde, müziğin ayrı bir yeri vardı. Bu nedenle millî kültürümüzde önemli bir yer tutan güzel sanatlar içinde müziğe ayrı bir önem vermiştir. Müziğin önemiyle ilgili düşüncelerini, şu sözleriyle ifade etmiştir: "Hayatta müzik gerekli değildir. Çünkü hayat müziktir. Müzik ile ilgisi olmayan varlıklar, insan değildirler. Eğer söz konusu olan hayat insan hayatı ise müzik mutlaka vardır. Müziksiz hayat zaten mevcut değildir: Müzik hayatın neşesi, ruhu, sevinci ve her şeyidir." Yapılacak inkılâpların başarıya ulaşmasına, müzik alanındaki gelişmeleri ölçü gösteren Atatürk, bu konudaki düşüncelerini şu sözleriyle ifade etmiştir: "Osmanlı müziği, Türkiye Cumhuriyeti'ndeki büyük devrimleri söyleyecek güçte değildir. Bize yeni müzik gereklidir. Bu müzik, özünü halk müziğinden alan çok sesli bir müzik olacaktır." "Bir ulusun yeni değişikliğinde ölçü, musikide değişikliği alabilmesi, kavrayabilmesidir."

Atatürk'ü konu alan aşağıdaki marşı öğrenelim. Marşı, sesimizle ve çalgımızla seslendirelim. Atatürk, müziğin önemle ve öncelikle, modern müzik (çok seslilik) kuralları içinde ele alınmasını istemiştir. Bu konuyla ilgili düşüncelerini şu sözleriyle ifade etmiştir: "Arkadaşlar, güzel sanatların hepsinde, ulus gençliğinin ne türlü ilerletilmesini istediğinizi bilirim. Bu yapılmaktadır. Ancak bunda en çabuk, en önde götürülmesi gerekli olan Türk musikisidir. "Atatürk, Türk müziğinin evrensel müzikteki yerini bir an önce alması amacıyla yapılan çalışmalara önderlik etmiştir. Müzik eğitimi görmeleri için çok sayıda öğrenciyi Avrupa'ya göndermiştir. Ankara'da Musiki Muallim Mektebi ile İstanbul'da Sanayi-i Nefise mekteplerinin açılmasını sağlamıştır. Bu konudaki düşüncelerini de şu sözleriyle ifade etmiştir: "Ulusal ince duyguları, düşünceleri anlatan yüksek deyişleri, söyleyişleri toplamak, onları bir gün önce genel son musiki kurallarına göre işlemek gerektir. Ancak bu sayede Türk ulusal musikisi yükselebilir, evrensel musikide yerini alabilir."

Cumhuriyet’ in kurulduğu ilk yıllardan itibaren Mustafa Kemal Atatürk’ ün sanata yönelik yapmış olduğu çalışmaların ne kadar önemli olduğunu geldiğimiz bu günlerde anlamışızdır umarım.

Sevgiyle kalın… Sanatsız kalmayın…

YORUM EKLE veya YORUM OKU

 

 

Mercimekli Karnabahar Çorbası

Sizlerin karşısına enfes bir çorba tarifi ile geldim. Karnabaharın kızartmasını, köftesini seviyoruz. Bu sefer farklı bir şey yapmak istedim ve sonuç tabii ki muhteşem oldu. Hep bildiğimiz çorbalara farklı bir alternatif olsun isterseniz bu tarif tam size göre. Umarım sizler de dener ve beğenirsiniz.

Sizleri çok fazla bekletmeden hemen geçiyorum mercimekli karnabahar çorbası tarifime,

Malzemeler :

Küçük bir karnabaharın yarısı

1 adet orta boy soğan

1 adet orta boy patates

3 - 4 çorba kaşığı kırmızı mercimek

2 su bardağı süt

3 çorba kaşığı zeytinyağı

Tane beyaz biber

Deniz tuzu

Üzeri için,

2 çorba kaşığı zeytinyağı

1 çay kaşığı toz kırmızı biber

Yapılışı :

Karnabaharı çiçeklerine ayıralım. Soğanı ve patatesi iri iri doğrayalım. Geniş bir tencerenin içine karnabahar, soğan, patates ve kırmızı mercimeği bir tencereye alalım. Üzerini 1 parmak geçecek kadar su ekleyip pişmeye bırakalım. Sebzeler yumuşayınca sütü, tane beyaz biberi ve tuzu ekleyip blendırdan geçirelim. Tekrar bir iki taşım kaynatalım. Çorbanızın kıvamını su veya süt ile açabilirsiniz. Sos kabının içine zeytinyağını alalım. Toz kırmızı biberi ilave edip köpürene kadar bekleyelim. Çorbamızı servis aşamasında üzerine sosumuzu gezdirip servis edelim.

 

Afiyetler Olsun.

YORUM EKLE veya YORUM OKU

Bumerang - Yazarkafe