TuzBİBER Dergisi Mart 2017 Sayı 37

Merhaba

Geçen ay, uzun bir aradan sonra yeni sayımızı yayınladık. Güzel geri dönüşler aldık. Bu yüzden eski ve yeni okuyucularımıza teşekkür ediyoruz.

Yaşama dair dedik ve yeni TuzBİBER`e yemek, astroloji, edebiyat, müzik, seyahat, ilim dışında modayı da yeni bir kategori olarak ekledik. Moda konusunu bizim için Ferda Güryücel Ayan , kendi görüşlerini ve düşüncelerini yazarak Moda Rüzgarından Esintiler adlı köşesinde paylaşacak.

Sosyal medyayı aktif kullanıyoruz ve oradaki takipçilerimizle de beraber bir şeyler yapabilmek adına Şubat ayı içinde , instagram hesabımız üzerinden “Sevgililer Günü” başlığı altında bir yarışma düzenledik ve birincimizi seçtik. Kendisine söz verdiğimiz freeman tablet ödülünü de teslim ettik. Yarışmalarımız, çekilişlerimiz sosyal medya hesaplarımız üzerinden devam edecektir Bizi Facebook, İnstagram, Twitter ve diğer sosyal medya hesaplarımızdan takip etmenizi öneririm.

Evet soğuk, karlı bir ay daha geride kaldı 5-6 Mart da 3.Cemrenin toprağa düşmesiyle bahar kapımızı çalacak ve eşsiz ülkemde her yer daha bir güzel olacak. Hepimiz baharın tazeliği ve güzelliği ile her yeni güne aydınlıkla ve umutlarla uyanacağız.

Sizler için biz yine, yeni konularla karşınızdayız keyifle okumanız dileği ile...

Bu sayıda emeği geçen ve dergimize gelecek aylarda da eşlik edecek ;

Biraz Sanat Biraz Müzik –Sizde Bir Müzik Aleti Çalabilirsiniz

Gökyüzü – 26 Şubat 2017 Balık Burcunda Güneş Tutulması

İlmi Aşk – Kadın, Erkek

Lezzet Atölyesi – Izgara Tavuk Salatası ,Biberiyeli Grissini, Fırında Kabak Cipsi

Moda Rüzgarından Esintiler – Moda

Monogram – Ahmet Hamdi Tanpınar

Ordan Burdan Hayattan – Röportaj Ali K.Erol

Selda’nın Mutfak Defteri – Kar Topu Kurabiye, Elmalı Tarçınlı Taco ,Kremalı Sebze Çorbası

Seyahat Notlarım - Prag

arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

Sevgiyle kalın.

 

    

 

YORUM EKLE

Prag

Vltava Nehri üzerine kurulmuş köprüleri, ihtişamlı kalesi, dev katedralleri, UNESCO tarafından korunma altına alınmış Eski Şehir Meydanı ile  Orta Avrupa’nın en büyük ve en önemli şehri.

Savaşlardan neredeyse hiç etkilenmemiş. Bu yüzden ihtişamlı tarihi dokusunu bu zamana kadar korumayı başarabilmiş. Prag sokaklarında adeta Orta Çağ'ın içindeymişçesine yürüyorsunuz.

Seyahat Öncesi İpuçları

Nasıl Gidilir? Türk Havayolları ya da Pegasus'un direkt uçuşu var. Erken rezervasyonla çok uygun biletler bulmanız mümkün. Yolculuk 2.5 saat sürüyor. 

Kaç Gün Kalmalı?  Görülecek yerlerin birbirine çok yakın olması nedeniyle planlaması kolay bir şehir. Kale Bölgesi (Hradcandy), Mala Strana (Lesser Town), Eski Şehir (Old Town), Yeni Şehir ( Nove Mesto) olarak dört bölüme ayırırsanız vakit kaybı olmadan 2 günde rahatça tamamlayabilirsiniz şehir içini. 

Hangi Mevsim? Ne çok soğuk ne de çok sıcak olan bahar ayları şehri rahatça keşfedebilmeniz için ideal.

Nerede Konaklamalı? Prag haritasına baktığınızda şehrin bölge bölge numaralandırılmış olduğunu göreceksiniz. En merkezi yer Prag1. Merkezden uzaklaştıkça numaralar büyüyor. Konaklamanız için Prag1 ya da Prag2 bölgelerinden birini tercih ederseniz şehirde görülecek yerler için herhangi bir ulaşım aracına ihtiyacınız kalmaz. 

Şehir İçi Ulaşım Nasıl? Şayet tercihiniz bu iki bölgenin dışındaysa eğer metro veya tramvay imdadınıza yetişiyor. Metroda merkeze en yakın duraklar Mustek ve Muzeum. Kullanım durumunuza göre saatlik ya da günlük bilet alabiliyorsunuz. Sınırsız ulaşımın yansıra müze ve görülecek yerlerde bir çok avantaj sağlayan Prag Card bir diğer seçenek. https://www.praguecard.com adresinden inceleyebilirsiniz. Biz Prag2 bölgesinde konaklamayı tercih ettiğimiz için toplu ulaşımı sadece havalimanını merkez arasında kullandık.

Havalimanından Şehre Nasıl Ulaşabiliriz? 

Otobüse binebilirsiniz. 119 numaralı otobüs A metro hattına, 100 numaralı otobüs B metro hattının olduğu durağa gidiyor. Yol 1 saat sürüyor. Havalimanı Ekspresi ile yaklaşık 30 dakika süren bir yolculukla merkez tren istasyonuna gidebilirsiniz. Taksi ya da otelinizin aracılığıyla ayarlayabileceğiniz shuttle diğer seçenekleriniz. 

Prag'da euro kullanılmıyor, para birimi Çek Korunası. Türkiye'de bulmak zor, o yüzden mecburen oradaki döviz bürolarını kullanıyorsunuz. Döviz konusunda dikkat etmeniz gereken bir kaç önemli detay var. Havalimanındaki bürolar paranızı düşük kurdan almakla kalmayıp bir de üzerine komisyon alıyorlar. O yüzden öncelikle şehre inmenize yetecek kadar para bozdurmanız yeterli. Şehre vardığınızda sokakta dövizinizi bozmak isteyen adamlardan kesinlikle uzak durun. Paranızı mutlaka döviz büroları ya da bankalarda bozdurun. Şehirde kur sabit değil. Bir kaç döviz bürosuna kuru sorup fikir edinmekte fayda var. Komisyon alıp almadıklarını da mutlaka teyit edin. Tabelalar bazen aldatıcı olabiliyor.  

Nereleri Görmeli

Biz nehrin sol yakasından başlamaya karar veriyoruz. İlk durağımız Hradcany diye adlandırılan kale bölgesi. 

Dünyanın en büyük antik kalesi unvanına sahip kale Vltava Nehri'nin sol tarafında tüm şehre hakim büyük bir tepenin üzerinde konumlanmış. Kalenin bulunduğu alanda keşfedecek birçok önemli yapı bulunmakta. En az 2 saatinizi kale içinde geçirecek gibi planlamanızı öneririm. Denk gelirseniz askerlerin nöbet değişimi de izlemeye değer.

Bu bölgeye şehir merkezinden yürüyerek ulaşabilmek mümkün ama yol bir hayli yokuşlu. Biz gün içinde yürüyeceğimiz yolu düşünerek kaldığımız eve çok yakın olan durakta kısa bir süre bekledikten sonra 22 no'lu tramvaya biniyoruz. İneceğimiz durak "Prazsky Hrad"

Kale alanına biletsiz giriliyor ancak bazı binaları ya da alanları gezmek için bilete ihtiyaç var. Kalede farklı tiplerde bilet satılıyor,  bunların en genişi (circuit A) 350 CZK. Biz 250 CZK ödeyip daha sınırlı olan bileti tercih ediyoruz. (circuit B) Bu bilet kapsamında Aziz Vitus Katedrali, Eski Kraliyet Sarayı, Aziz George Bazilikası ve Altın Yol gezilebiliyor.

İlk olarak tüm görkemiyle karşımızda duran Aziz Vitus Katedrali'ne giriyoruz. Prag’da yer alan en büyük ve en gösterişli katedral. içinde eski krallara ait mezarlar, mücevherler ve kullandıkları eşyalar saklanıyor. İç süslemesinde etkileyici vitraylar göze çarparken dış süslemesinde oldukça korkutucu figürler kullanılmış. Katedral gotik mimarinin en iyi örneklerinden görülüyor.

Katedralden çıkınca rengarenk küçücük evlerin bulunduğu daracık bir sokağa giriyoruz. Ben en çok bu sokağı seviyorum. Burası önce askerlerin daha sonra ise sanatçı ve zanaatkarların yaşadığı meşhur Altın Yol (Golden Lane) Burada yaşam 1950'li yıllara kadar devam etmiş. Evlerin alt katında o dönemi yansıtan eşyalar oldukları haliyle camlı bir bölme ardında sergileniyor. Franz Kafka‘nın bir dönem yaşadığı ev de bu sokakta. Ben bu evin de Kafka'nın yaşadığı haliyle korunduğunu düşündüğüm için eserlerini satan bir dükkanla karşılaşınca baya hayal kırıklığına uğramıştım. Evlerin içi o kadar küçük ki burada nasıl yaşadıklarını hayal bile edemiyoruz. Üst katları ise birleştirilerek uzun bir koridor haline dönüştürülmüş. İşkence odaları, zırhlar, savaşta kullanılan silahlar bu katta. 

Eski Kraliyet Sarayı ve Aziz George Bazilikasına hızlıca göz atıp kaleden çıkıyoruz. Birbirinden güzel evlerin olduğu sakin ara sokaklarda yürüyoruz. Kalenin kalabalığından sonra iyi geliyor bu sakinlik.

Bir arkadaşımın tavsiyesiyle Novy Svet tabelasını arıyor gözlerimiz. Burası kaleye birkaç sokak ötede sanki Prag'ın gizli köşesi gibi. Yine bu sokakta bulunan Kavarna Novy Svet 'de güzel bir kahve içip yürümeye devam ediyoruz. İstikamet Loreta Meydanı.

En ünlü Hristiyan haç merkezlerinden birisi olan Loreta Manastırı'nın ve meydanının batı kısmını boydan boya kaplayan Cernin Sarayı'nın önünden geçip 1140 yılında kurulan ve hala aktif olan Strahov Manastırı'na ulaşıyoruz. Benim asıl görmek istediğim yer manastırın içinde iki ayrı salona kurulmuş olan Strahov Kütüphane'si. Yaklaşık 800 yaşında olan kütüphaneye mutlaka vakit ayırın. Gerçekten çok etkileyici.

Kütüphaneden çıktıktan sonra çok fazla yürümeden Petrin Parkı'nın içine giriyoruz. Ağaçların arasında masal gibi şehir manzarasının tadını çıkarıyoruz. Buraya kadar gelmişken Petrin Kulesi'ne çıkmamak olmaz :) Eiffel Kulesi örnek alınarak yapılmış olan kuleye çıkmak ücretli. 

Parkın bitimine doğru inerken Komunizm Kurbanlari Anıtı'nı görüyoruz. Ve caddenin karşısında Prag'ın tarihi kafelerinin sembolü olarak görülen Cafe Savoy. Lezzetli menüsünden bahsedemem ama dekoru gerçekten çok etkileyici.

Nehir kenarında yürürken Lennon Duvarı çıkıyor karşımıza. John Lennon hayatını kaybettikten sonra anısı için graffiti ve yazılarla doldurulup anıtlaştırılmış bu renkli duvarın  önünden fotoğraf çekmeden ayrılmıyoruz.

Biz Kafka Müzesi'nin ziyaret saatine yetişemiyoruz. Az ilerisinde merdivenlerle geçişi bulunan Kampa Adası'nı da es geçip dünyanın en eski taş köprüsü olma özelliğini taşıyan meşhur Karl Köprüsü'ne doğru yürüyüp kalabalığa karışıyoruz. Turistlerin en çok ilgi gösterdiği yerlerin başında burası geliyor bence. 

Ertesi gün sırasıyla Yeni Şehir (Nové Město), Yahudi Mahallesi (Josefov) ve Eski Şehir (Staré Město) keşfi için hazırız.

Kaldığımız ev Yeni Şehir 'in kalbi Wenceslas Meydanı’na yürüyerek 5 dakika uzaklıkta olunca tura buradan başlıyoruz. Meydanda mağazalar, sanat ve fotoğraf galerileri, müzeler, restoranlar, gece kulüpleri var. Ulusal Müze de bu meydanda. Tadilatta olduğu zamana denk geldiğimizden ziyaret edemeden Cumhuriyet Meydanı'na doğru yürüyoruz. Municipal House'u görüp karşısında kurulan pazara geçiyoruz. Sokak yemeklerinin en lezzetlileri burada toplanmış sanki. Tezgahlardan sosis, sıcak sandviç ve eritilmiş raklet peynirli patates yemeden ayrılmak imkansız.

Kısa bir yürüyüş sonrası bölgede yaygın olan gotik, barok ve art nouveau binalar arasında oldukça farklı gözüken Dans Eden Evler ’in (Tancici Dum) önüne geliyoruz. Dans Eden iki partneri sembolize ettiği için bu adı almış. Nehrin kenarısından yukarı doğru yürüyoruz. Ulusal Tiyatro’nun (Narodni Divadlo) tam karşısında Nazım Hikmet'in şiirlerini yazdığı kafe olarak bilinen Kavarna Slavia’da kısa bir kahve molası verip Yahudi Mahallesi’ne geçiyoruz. Burada ziyaret edebileceğiniz bir çok önemli sinagogu, o dönemde yaşayan insanların kullandığı kişisel eşyaların sergilendiği müzeyi ve eski bir Yahudi mezarlığını ziyaret etmeniz mümkün. Bu yapıların içinde beni en çok Pinkas Sinagogu etkiledi. Tüm duvarlarına baştan aşağıya Terezin toplama kampında tutulan ve sonrasında Nazi kamplarına gönderilen 80 binden fazla insanın ismi, doğum ve ölüm tarihleri yazılmış. Burada çocukların yaptıkları resimler de sergileniyor.  

Prag’da gezilecek yerlerin en başında sayılan Eski Şehir Meydanı'nı biz sona bıraktık. UNESCO tarafında dünya kültür mirası listesine alınan bu meydan çok sayıda görkemli ve etkileyici tarihi yapıya ev sahipliği yapıyor. Birbirinden eğlenceli etkinlikler düzenleyen sokak müzisyenleri, göstericilerin olduğu meydan günün her saati cıvıl cıvıl. Eski Şehir sokaklarını sagway ile keşfetmek isterseniz buradan kiralayabilirsiniz. Eski Belediye Binası ve Astronomik Saat Kulesi, Tyn Katedrali, St. Nicholas Kilisesi gibi önemli yapılar bu meydanda.  

Astronomik Saat’in en önemli özelliği dünya üzerinde hala çalışmakta olan eski saat olması. Oldukça ilginç bir hikayeye sahip bu saat ayrıca her saat başında ilginç bir gösteri başlıyor.  

Eğer seyahatinizi 2günden fazla planladıysanız çevrede görülmesi gereken yerlere de vakit ayırabilirsiniz. Cesky Krumlov, Terezin Toplama Kampı, Karlovy Vary, Kutna Hora Prag yakında günübirlik görebileceğiniz yerler arasında. Eski Şehir Meydanında bu yerlere düzenlenen turlar için bilgi alabileceğiniz stantlar var. Bizce en iyisi araba kiralayıp keyfinize göre gezmeniz. Dresden 1.5 saat uzaklıkta. 

Yeme - İçme & Gece Hayatı

Kahveden sandviçe, tatlıdan salataya bir çok seçeneği olan Bake Shop güne başlamak için ideal. Görüntüsüyle iştah açan vitrinindeki her şey birbirinden lezzetli. Biz seyahatlerimizde aynı yere tekrar gitmeyi pek tercih etmiyoruz ama Prag'da kaldığımız gün boyunca Bake Shop günün farklı saatlerinde de olsa her gün uğradığımız yer oldu. 

Mama Coffee ve Orginal Coffee de başarılı kahve dükkanlarından. 

Yeme & içme sektörünün kalbi Dlouha Caddesi üzerinde atıyor resmen. Burada her zevke uygun yer bulabilmek mümkün. Lokal yemeklerin haricinde farklı mutfakların başarılı örneklerini de bulmanız mümkün. Ambiente Grup adını hafızanıza kaydedin. Şehirde çok fazla restoran ve bar bu gruba ait. Ve hepsi çok başarılı. Pizza Nuova (İtalyan mutfağı), Pasta Fresca (taze makarna çeşitleri), Brasileiro (brezilya mutfağı), Nase Maso (hamburger& kasap) deneyebilecekleriniz arasında. Rezervasyon yaptırmayı unutmayın.

En meşhur tatlısı "Trdelnik" Tatlı hamuru bir çubuğun etrafına sarılıyor ve kömür ateşinde pişiriliyor. Sokakta adım başı her yerde karşınıza çıkabilir. 

Eğer bira seviyorsanız doğru adrestesiniz. Duyduğumuza göre Çekler bira tüketiminde yıllardır Almanya’yı bile geride bırakmış. Popüler markaların yanı sıra şehirde birbirinden başarılı çok fazla microbrewery mevcut. Kendi yerlerinde satmak için küçük çapta bira üretimi yapan yerlerin genel adı bu. Buralarda camlı bölmelerin arkasında bira yapımını izleyebiliyorsunuz. Şehirde birçoğunu deneme fırsatı bulduk. Bizce en iyisi Strahov Manastırı içinde bulunan 1400'lü yıllardan beri var olan The Strahov Monastic Brewery. Yeni Şehir 'de bulunan Pivovarsky Dum ve Lokal de deneyip çok beğendiklerimizden. 

Tercihiniz kokteylden yana ise Hemingway ve Tretters en başarılı örneklerinden.

Klasik sanat etkinliklerinin merkezi sayılan Prag'da bir akşamınızı mutlaka bir temsil izlemeye ayırın. Rudolfinum, Obecni Dum ya da Narodni Divadlo'nun sitelerini inceleyip biletinizi önceden almanızda fayda var. Kapıda bilet bulmanız neredeyse imkansız. Ayrıca hemen her kilisede akşam saatlerinde klasik müzik dinletisi var. Biletleri kapıdan alıyorsunuz. 

Tercihiniz jazz müzikten yanaysa eğer AghTRA ve Reduta bizim de çok beğendiğimiz iki kulüp. Bizim için Prag'da gece hayatı bu kadarla sınırlı kaldı .O yüzden gece kulübü öneremiyorum. 

Prag için ne yazsam az kalıyor. Burası o kadar büyüleyici bir şehir ki daha dönüş yolunda yüzünüzde koca bir gülümsemeyle bir sonraki Prag seyahatinizi hayal ederken bulacaksınız kendinizi. 

YORUM EKLE veya YORUM OKU

Bumerang - Yazarkafe