TuzBİBER Yıldız Haritası

TuzBİBER’e Merhaba

Salı sabahıydı Ferah (editörümüz) mesaj attı: “TuzBİBER’i tekrar hayata geçiriyoruz, yazmak ister misin?” diye, ben de “en sonunda birileri güzel yemeklerimi takdir etmeye başladı, herhalde yemek tariflerimi paylaşmamı istiyor” diye düşündüm, ama nerde hala yemeklerim takdir görmüyormuş meğer, konu astrolojiymiş, bir süredir aralıksız emek verip eğitimler aldığım, gözlemler yapıp kitaplar okuduğum konuda bana yazma önerisi geliyor ve benim aklımdaki konu yemek! Tabi ki bunu benim astroloji öğrenme, uygulama sürecimle ve haritamla da açıklayabiliriz . TuzBİBER‘e astroloji köşesi yazmak üzere katıldım böylece, gökyüzü hakkında konuşacak olsam da her şeyle ilgili olacak yazılarım, öncelikle dergiye sonra insanlara bir şekilde katkıda bulunabilirsem de cok mutlu olacağım.

Bu ayki yazıyı TuzBİBER Dergisi’nin tekrar hayata geçmesini astrolojik olarak yorumlamaya ayırırsam sanırım dergiyi ve takipçilerini şımartmış olmam. (5 jan 2017, 12:06 ontario, Toronto) bilgilerini baz alarak elde ettiğim haritaya göre, Güneş tepe noktasında Pluto ve Vega sabit yıldızı ile kavuşum, ASC nin yücelme yöneticisi ve çok güçlü yerleşimde, yayın hayatında başarılı olacak ve dönüşüm yaratacak güçte bir plutonik enerjiye, Vega sabit yıldızından gelen bir karizma ve ışığa sahip diyebiliriz. Ayın ışığı büyüyen fazda ve Uranüs’le ASC ye kavuşum yapmakta, 12. ev enerjisi taşıyan ilave olarak öncü nitelikli, devrimci ruhlu bir ay, hepimizi 1. Evle de olan bağlantısıyla besleyecek, hem karnımızı hem de ruhumuzu doyuracak yani. Yükselen yöneticisi Mars 12. evde ve Balık burcunda dispozitörü Neptün'le kavuşmuş durumda, bu engelleri ruhsal gelişim için fırsat olarak gören ve hedefe ulaşırken kırıp dökmeyen, doğrudan savaşmayan bir Mars, ama hala Mars yani bir düşünceyi fiile dökecek olan enerji. Haritanın 3. Evinin yöneticisi Merkür Yay burcunda Satürn le kavuşum halinde ve yüksek bilgi ve uzak diyarlarla ilişkili 9. Evde yerleşmiş, çok uzaklara ulaşacak çok uzaklardan bilgileri bizlere ulaştıracak, bir internet dergisi için daha ne olsun diyorum, çok güzel bir yerleşim, hem yüksek bilgi ve uzmanlıkla ilişkili Yay burcunda hem yapılandırma, mükemmelleştirme ve kristalize etmekle ilgili Satürn'le kavuşum birde 9. Evde (9. Ev editörümüzün uzak diyarlarını da gösteriyor ). Satürn 6. evdeki Jüpiter tarafından dispoze ediliyor ve 10 ve 11. Evlerin yöneticisi, 10. Ev toplum ve kariyer hayatındaki yerimizi statümüzü 11. Ev de onun meşru ödüllerini getirilerini temsil ediyor, Venüs de 11. Eve yerleşmiş ve yüceldiği Balık burcunda.

Jüpiter’ in ev konumu bize başkalarına hizmet ederek, çalışarak büyüyeceğini gösteriyor, kendini kusursuzlaştırmaya çalışırken ustalaşmayı ve bu şekilde mutluluğa ulaşmayı anlatıyor, ayrıca 7. ev girişindeki yerleşimiyle mutfakta size çok güzel eşlik edecek bilgili bir partner ve rehber olmayı vaat ediyor. Terazideki yerleşimi sosyal trendlere kolay adapte olmayı, okuyucunun istek ve ihtiyaçlarını anlayarak destekleyici yönde hareket etmekte zorlanmayacağını gösteriyor. Haritanın son dispozitorü Neptün, kendi yönettiği evde yerleşimde ve temsil ettiği, sevgi, hizmet, evrenle ve yüksek bilgisiyle bütünleşme vaadini yerine getirmeye hazır, bomba gibi duruyor. Çünkü bütün harita elementleri ona hizmet ediyor, yani TuzBİBER başkalarına hizmet, ustalık, özveri, hüner ve kendini adama dergisi olarak karşımızda. Kadersel temalarla doğrudan bağlantılı ay düğümleri ise Balık-Başak aksında hizmet ve uzmanlık temasını bir kez daha vurguluyor. Bütün bunlar TuzBİBER’in zorluklarının da olmadığı anlamına gelmiyor elbette, fakat her haritanın zorlukları sahibinin yürüyeceği yolun bir parçası olarak var olagelir zaten, ve yolda aşılırlar çaba, özveri ve emekle…

Bilgi çağında bilgiye ulaşmak artık çok kolay, bu dergi sizlere her ay astrolojiyle ulaşmama vesile olacak. TuzBİBER’e başarılar diliyorum, umarım haritasının vaadini yerine getirmekte çok başarılı olur. Yeni yemek tariflerini denemek için de sabırsızlanıyorum.

Sevgiyle ve paylaşımla çok güzel bir Şubat ayı olsun…

YORUM EKLE

Mitte Kadıköy

Bu öncelikle bir selamlama yazısıdır. Hayata, yazmaya ve doğal mecrasına geri dönüşü amaçlar. Umarım çok hayırlı, keyifli ve uzun soluklu olur.

Derginin ilk sayısı için Kadıköy’de bir mekân yazmak istedim. Kadıköy aşkım malum. Yolum Mitte ’ye düştü bir gün. Tamamen tesadüf. İyi ki de düşmüş. Yağmurlu bir İstanbul sabahında ruhuma iyi geldi. Kapıdan içeri girdiğimde, bir evin oturma odasına girmiş duygusu uyandı birden. Islak, sisli, puslu İstanbul sabahına inat yaparcasına, sıcak, sakin bir ortam. Soft bir aydınlatma, fonda hafif bir müzik.

Kendimi tamamen ortama bırakıp, kahvaltımı ederken, her köşede farklı bir güzellik keşfettim. Mitte Dükkân tabelası konulmuş bir köşede, satılık bez torbalar, tişörtler, eskilerin bildiği dikiş kutusu vs. Eski moda koltuklar, puflar, bavullar tam seyirlik bir görüntü oluşturulmuş.

Bu arada en ilginç olan şey, bu mekânda her şeyin satılık olması. Oturduğunuz tahta masayı veya sandalyeyi çok mu beğendiniz, satın alabiliyormuşsunuz. O nedenle dekorasyonu hep tek tek eşyalardan oluşuyor.

Mekan Pazartesi günü dışında diğer günler sabah 09:00 ile akşam 21:00 arası misafirlerini ağırlıyormuş. Menüleri kahvaltı ağırlıklı, uzun soluklu sohbetlerle şenlenen cinsten kahvaltılar için ideal fiyatlara sahip. Kahvaltının yanı sıra muhteşem bir banana bread ( muzlu cevizli ıslak kek) browni, erikli tart gibi kahve eşlikçileri de mevcut.

Gün içinde, sebze ağırlıklı bir günün menüsü de oluyormuş. Mekânın sahibi Duygu Hanım müdavimleri olduğunu, onlar için mütevazi ve sağlıklı bir şeyler yapmaya çalıştıklarını dile getirirken, çok beğendiğim ekşi mayalı ekmeklerinin günlük olarak Grandma’dan geldiğini de öğrenmiş oldum. Ekmekler, 550 gr ile 1050 gr ağırlıklarında olmak üzere, zeytinli, cevizli üzümlü, çavdar çeşitliliğinde.

Hep mekanların ruhu olduğunu savunurum. Çünkü buna gerçekten çok inanırım. Mitte ‘nin de güzel ve sakin bir ruhu var. Yazın bahçesi mutlaka çok keyifli oluyordur ama ben içeriyi daha çok sevdim.

Kadıköy’e yolu düşenler, kendi kendinizle vakit geçirmek istediğinizde veya bir dostunuzla sohbet edip, bir şeyler yemek istediğinizde mutlaka ziyaret edin derim.

Sevgiyle kalın.

Osmanağa Mahallesi, İhlas Sokak, No 4/A, Kadıköy, İstanbul

YORUM EKLE

Necip Fazıl Kısakürek

BİLMİYORUM…

1920 İstanbul Bahriye mektebi  4.sınıf bütünleme sınav sorusuna Ahmet Necip’in verdiği  ve YOL AYRIMI olan cevap..

Üstat;
Şairlerin sultanı.. Bana bir Hayat'tan bahset..
Ama içinde isyan olmayan isyan liyakatindeki AŞK ve o Aşkın gözyaşlarıyla ıslanmamış bir hayat.
NECİP FAZIL KISAKÜREK ( 1904 – 1983 )
BİLMİYORUM ’la ayrıldı felsefe kokan bir hayatın nefes darlığından. Soluklar değişti. Yenilendi hayat pervanesi. Farklı döndü o gün çarklar. Kıyametin ilk belirtisi.. Oysa demişler di; O yol ayrımı değil diye.. Bırak “SIR” bizde kalsın. Anne duası ile başlamıştı serüven..

Ve ilk mesaj verildi aleme;
- Gözlerim hastane odasının penceresinde
Savrulan kar ve uluyan rüzgara karşı içimden karar verdim.. Şair olacağım.

Ah anne;
- Ne aldımsa annemden, daha düne kadar yaşayan ve seksenini hayli aşkın olarak ölen, hayatı boyunca masum ve mahzun bu kadından aldığıma inanıyorum..

Osmanlı İmparatorluğu ile Türkiye cumhuriyeti yok oluş ve yeniden varoluş gerçeklerini birebir yaşamış ve bulunduğu dönemin hem sosyal, hem siyasal, hem dini hem de insani  yönlerini çok iyi analiz etmiş bir değer adamı..
Edebiyat alanında yapmış olduğu çalışmalar ile “Şairlerin Sultanı” unvanını almış ve o unvanın geçen zaman içinde “ÜSTAT” boyutuna taşımış bir şahsiyet, bir yüce insan. 

Dönemin neredeyse tabuları olarak bilinen Fransız ve Amerikan kolejlerinde eğitim almış, sağında solunda kendi heyecanına heyecan katan farklı kuleler; Ahmet  Hamdi Aksekili, Yahya Kemal Beyatlı, Hamdullah Suphi Tanrıöver.
Bir tek eksiklik kendisine Yokluğundaki Varlığını keşfettirecek bir koca yürekti. Edebiyat hocalarının hocası, Sırrını ifşa eden ve o küçücük yürekte fırtınalar koparan zamanın şahı münhasırı İbrahim Aşkı..
- Somurtuş ki bıçak, nara ki tokat, zift dolu gözlerde karanlık kat kat…Yalnız seccademin yününde şefkat; Beni kimsecikler okşamaz madem; Öp beni alnımdan, sen öp seccadem.
Kocaman kocaman kırık bedenlerden kopup edebiyat başşehri olan Paris hikayesine koyulmuş bir yassı perdeli konak. Kondu etrafında saçmalıklar yükü ile “Kaldırım” mahyasına..Birde üzerinde haram kokusu ki. Kumar..
- Kendimi Allah’a en yakın hissettiğim AN, zarı yere bıraktığım AN’dır..
Aşk'tan çıkar edebi sözler..Mekan, zaman fark etmez..Çıktımı yürekten kopan sözcükler, Kalem ne yapsın, Kâğıt ne yapsın..

- O genç şair!! Şehrin kapkara çatıları,esrarlı bacaları ve her an göz kırpan ışıkları ortasında kaybolmuş bir çocuk gibi kimsesiz ve on parasız. Bir duygu seli bu. İçinde akımların koşuştuğu. Sınırlarını edebin çizdiği..
Siyaset, Ekonomi, Sosyoloji, Aile, Toplum, Birey…Hepsinin detaylandırıldığı ve bilineni öğretme mantığının hegomonyalandığı bir etüt projesi. Adı İNSAN.


- İnsan bu su misali kıvrım kıvrım akar ya!
Bir yanda akan benim öbür yanda Sakarya..
Su iner yokuşlardan hep basamak basamak
Benimse alın yazım yokuşlarda susamak..

Medrese_i  Yusuf derlerdi. Mahpus hali hemhal ile. Geçmek lazım olan bir perde daha. Vira bismillah ile düştü kodes dergahına..

Hiçbir siyasi sloganı bulunmayan, ama hayatının her döneminde mutlaka topluma kendi Hakikatini empoze eden bir bilinç dünyası.Bildiklerini ve bil-e-mediklerini öğrenme irşadını biran olsun bırakmayan; Hayatı; Onun mükemmel bir öğrenci olduğuna şahit tutan bir zihin kürü..

- Ben bir şairim;
Sanata yalnız Allah’ı aramak, O’nun mahrem ülkesi meçhuller aleminin karanlıkları içinde rüyalardan daha zengin fener alayı tertiplemek ve eşyanın takındığı duvakları birer birer kaldırmak gayesini biçtiğim gün, sanki boynumda “mutlak hakikat ”den bir kement sezer gibi oldum. Bu kement beni çekti ve senin önünde durdurdu! 

Nazım Hikmet ne düşünürdü diye akıllara geliyor.. Edebiyatın iki yüzünden biri de Nazım olsa gerek idi. Diğer yan hakkında ne geçerdi içinden.. Bilmem.. Bilemem.. Bildiğim gerçekler var elbet. Necip Fazıl’dan ve Nazım Hikmet’ten olan en büyük gerçek “Oğul Mehmet”..

Sadece şair yönüyle değil; Felsefe idrakinin verdiği şüpheci hali evhamı içinde de olaylara bakış açısını derun kılan ve dahi hece ölçülerinden müstesna, kalemin hakkını veren ve yazıyı ; kelimeleri özen ve muntazaman yerleştirebilen ve edebiyatın Türkçe hakkını layıkıyla öz halinde sergileyen bir ehil..
- İçimdeki beldenin her damında bir sala
Yokluk dipsiz felaket, varlıksa büyük bela..

Şair bu; yazar da yazar. Akar da durmaz sözler. Toplanması lazım gele..
“Senfoni” oldu lamekân halde. Kupkuru bir ağaç, yeşerdi hemencecik. Büyüdü de büyüdü.. O bilinç eseri sonradan “Çile ”ye döndü..Sessiz sedasız..Çile dolu bir hayat..

Kör olanların bile görebileceği bir hakikattir ölüm..”Üstat” sözü cenaze merasiminde verilen nişaneydi  aslında. Şairlerin sultanının ” üstat üstat ” naralarıyla gömülmesi. Oysa o çok alışıktı alkışa, sevgiye ve hoşgörüye. Gitti ama arkasında koskoca bir ordu bıraktı. Büyük bir kitle. Edebiyata aşık olanın yoluna ışık tutan bir rehber.

YORUM EKLE

 

Bumerang - Yazarkafe