Banu'nun Dünyası

Bu ayki konuğum 10 parmağında 10 marifet olan bir kadın; Banu Özkan Tozluyurt. Kadın olarak içimizdeki mucizevi gücü ve kapasiteyi bize ayna tutup yansıtan Harika hemcinslerimizden biri. Son kitabı Dut Ağacı, gösterisi Kadının Adı Var ve İki Kadın Anadolu'da projeleri ve blogu ile ilgili merak ettiğim her şeyi sordum. Samimi cevapları için kendisine çok teşekkür ediyorum. 

Sizin hakkınızda araştırma yaparken aynı üniversite ve aynı bölüm mezunu olduğumuzu öğrendim. Okuyucularım da öğrensinler. Ne üzerine eğitim aldınız ve profesyonel iş hayatında ne gibi tecrübeleriniz oldu ?

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkilerini bitirdim. Yani kısaca işçi işveren ilişkileri, iş hukuku, sendikacılık alanlarında eğitim aldım. Okul biter bitmez bir eğitim ve yönetim danışmanlığı firmasında işe başladım. Amacım İnsan Kaynaklarının tüm alanlarını öğrenmek ve kendime en uygun bölümde ilerlemekti. Fakat insan ilişkileri konusundaki eğilimim, üniversite hayatım boyunca ders vererek edindiğim deneyimler beni Eğitim alanında uzmanlaşmaya götürdü ve yirmi yıldır Yönetim Danışmanı olarak iş hayatıma devam ediyorum. Kurumlara İletişim, Yönetim, Satış Becerileri, Sunum Teknikleri, Kişisel Gelişim gibi pek çok konuda eğitimler verip, çalışan koçluğu yapıyorum.

Sayısal bir bölüm okumama rağmen rakamlarla aram hiç iyi olmamıştır, dediğinizi okudum bir yerde. İletişim sizin için anahtar kelime diyebilir miyiz ?

İktisat Fakültesinde ilk iki yıl sayısal dersler de gördüğümüz için böyle bir sözü söylüyorum. Benim ilgi alanım, etki alanım, hobim, İLETİŞİM. Okuduğum bölümün özüne gelene kadar hep alttan aldığım dersler Muhasebe, İstatistik, İktisat olmuştur. Ben insanlarla konuşmayı, dinlemeyi seviyorum.

Banu'nun Dünyası adıyla bir blogunuz var. Kaç yıl oldu yazmaya başlayalı ? Bildiğim kadarıyla eski bir blogger Banu Tozluyurt. Neler paylaşıyorsunuz blogda ?

Ağustos 2005 yılında başladım yazmaya. O gün bugündür yazıyorum, bak bu yıl 12. Yaşını kutlayacağız, vay be. Daha dün gibi onuncu yılı kutlamamız. Türkiye’nin ilk blog yazarlarından biriyim. O zaman parmakla sayılacak kadar azdık. Adından da anlaşılacağı gibi Banu nun Dünyası. Benim dünyamda ne varsa o. İlk başta daha çok seyahat yazıları yazsam da ve hala ağırlıklı olarak buna yer versem de, güncel konular, kitap, film, kişisel gelişim, kadın, son yenilikler…Kısacası hayata dair her şey. www.banunundunyasi.com

Sosyal medyada da maalesef hızlı tüketmeye başladığımızdan beri Instagram blogların yerini aldı. Ben kendi adıma motivasyonumu kaybettim, postlara gelen yorumlar yok denecek kadar azaldı, etkileşim kalmadı. Bu sizin blogunuzla ilişkinizi nasıl etkiledi ?

Kesinlikle haklısınız. Fakat ben daha çok iç motivasyonla ilerleyen biri olduğumdan bloğuma olan sevgim ve ilgim hala ilk günkü gibi. Oraya yorum yapan insanlarla yıllar içinde oluşan bir dostluğum oldu, gerçek ve doğal. Çok kalabalığız. Buna karşın Instagram da benden yıllar yıllar sonra blog yazmaya başlayan kişilere göre takipçi sayım çok az. Blog da yazdığım konuları da sosyal medyada çok paylaşan biriyim ama inanır mısınız, Instagram a 100 yorum geliyorsa bloğa 10 yorum geliyor. Çünkü insanların kolayına gidiyor Instagram a yazmak. Eh bunu gören blog yazarları da oraya daha çok paylaşım vermeye başladı. Fakat şahsen ben sosyal medyada bir fotoğrafın altına uzun uzun yazı yazmaya hoş bakmıyorum ve bir süre sonra okumuyorum. Ayrıca blog dostluğu ile sosyal medya dostluğunu da aynı kefeye koyamıyorum, ilki daha ağır ve değerli bana göre. Blog a yazdığım her yazıyı da sandığa atılmış bir antika olarak görüyorum. Benden sonra kızım çıkarıp çıkarıp okuyacak.

İmza ben, İmza Kızın ve İmza Karın. Ve son olarak da Dut Ağacı. Toplam 4 kitap mı ?

Hayır, 2010’da çıkan ilk kitabım Hayat Çocukla Güzel benim ilk göz ağrım. Kızımla yaptığımız aktiviteleri yazdığım keyifli bir anlatı. Tabii 2010 yılında bu kadar etkinlik merkezi, oyun grupları yoktu ve biz kendimiz aktiviteler yaratırdık. İşte bunları kaleme aldığım o zamanın koşullarına göre iyi bir rehber olan kitaptı. Keşke vaktim olsa da yenileyebilsem. Sonra İmza Kızın, İmza Karın, İmza Ben ve şimdi de ilk kurgu romanım Dut Ağacı.

Yazmak bir hayat biçimi adeta birçok kadın için. Kimimiz okunmayı seviyoruz, kimimiz için sadece içimizi dökmek bile yetiyor, okunmasak da olur diyoruz. Sizin için yazmak ne demek ?

Çocukken annesine kızgınlığını, sevgisini mektup yazarak dile getiren bir insanım ben. Yazmak hayatım. Kimse okumasa ben okurum diye yola çıktım hep yazarlık serüvenimde. Yazmak benim için terapi, hayata bıraktığım bir not, attığım imza. Yazdıkça içimi açıyorum, kendimi yeniliyorum ve arınıyorum. Kimisini herkesle paylaşıyorum yazdıklarımın, kimisi bende saklı

Dut Ağacı sizin ilk kurgu romanınız. Takip ettiğimi kadarıyla okuyuculardan çok güzel geri dönüşler de alıyorsunuz. Bu tarif edilemez bir duygudur eminim ama nasıl hissediyorsunuz, neler yaşıyorsunuz romanla ilgili ? Sırada üzerinde çalıştığınız bir roman var mı?

Yirmi yıldır tabiri caizse sahnelerdeyim. Yani hep topluluklara konuşan biriyim, onlardan güzel geri dönüşler alırım. Fakat kurguladığınız bir roman için yapılan olumlu yorumların, sizin anlatmak istediğinizi tam da o şekilde anlayıp size yapılan geri dönüşler yok mu…bambaşkaymış. Yazdığım bir eseri bana anlatmaları, eve koşa koşa okumaya gitmeleri, kendi anılarını hatırlayıp gözlerinin dolması, bunlar gerçekten tarif edilemez duygular. Şu an o kadar mutluyum ki, o kadar güzel anlaşıldığımı hissediyorum ki. Sırada bir iki projem var ama şimdilik sürpriz olarak kalsın

Kadının Adı Var… Neler yapıyorsunuz ? Nasıl böyle bir gösteri fikri oluştu, ekip nasıl kuruldu, hedeflediğiniz kitleye ulaştığınızı görmek sizi yepyeni hedeflere yönlendiriyordur. Neler söylemek istersiniz bununla ilgili ?  www.kadininadivar.com

Ben Özge ve Ebru ile arkadaştım ayrı ayrı. Meğer onlar da arkadaşmış. E misyonumuz aynı, kadının farkındalığı. Değerlerimiz de aynı, üretmek. Daha ne olsun ki, üç kadın bir araya geldik şimdi binlerce kadınız. Üç kadın, Özge Uzun, Ebru Tuay ve ben sahnede deneyimlerimizi, uzmanlıklarımızı, hayatımızı paylaşıyoruz aslında. Türkiye’de kadın olmayı, çocuk gelinleri, cinsiyet eşitsizliklerini, regl olan kız çocuklarını konuşuyoruz. İstatistiksel verilere değinirken yeri geliyor vapurda bir skeç oynuyoruz ya da Mersin’deki narenciye işçisinin hayatını gözler önüne seriyoruz. Aslında sosyoekonomik durumu ne olursa olsun her kadının beklentisini konuşuyoruz. Gösterimizi izleyen Şafak Pavey, Kadının Adı Var için EDUTAINMENT dedi. Yani eğitimle eğlence bir arada. Bir buçuk saat süren gösterimiz kadın erkek herkese açık. Zaten sloganımız da Kadına ve Erkeğe Eşit Uzaklıkta İnsana Yakın Gösteri.

Bugüne kadar kaç ilde oynadınız, halkın ilgisi nasıl ? Yaşadığınız ilginç bir anı var mı gösteriler sırasında yaşadığınız ?

Bugüne kadar yedi şehirde pek çok farklı ilçelerde oynadık. Çok fazla anımız var. Çekmeköy’de bir düğün salonunda 650 kişiye oynadığımız bir akşamın sonunda, gösteriyi eşiyle izleyen bir beyefendi çıktı ve dedi ki; “Ben yıllarca hanımın kolunu kanadını kırmışım da farkında değilmişim”. İşte bu geri bildirimin, oluşan bu farkındalığın bedeli yok. Biliyor musunuz, bizi izleyen erkek izleyicilerden o kadar güzel yorumlar alıyoruz ki…

Bu gösteriler bir nevi sosyal sorumluluk projesi kapsamında diyebiliriz değil mi ?

Ücretsiz ve halka açık oynuyorsunuz bildiğim kadarıyla Evet biz sosyal sorumluluk için yola çıktık. Bizi çağıran her STK’ya her belediyeye gidiyoruz. Bununla beraber kurumlara da gidiyoruz ama onlara ücretli oynuyoruz, içeriği biraz daha kurumsal dile ve ihtiyaca yönelik değiştirerek. Kurumlardan aldığımız ücreti daha çok köye, kasabaya, bize ihtiyacı olanlara ulaşmak için kullanıyoruz.

Bir de İki Kadın Anadolu’da var. On parmağında on marifet diyebiliriz sizin için. Bundan da bira bahseder misiniz ?

Yol arkadaşım Armağan ile beraber yaptığımız proje. Aslında o da bir sosyal sorumluluk projesi, ülkemizi tanıtmak , Anadolu’yu anlatmak ve bunu İki Kadın olarak yapmak. www.ikikadinanadoluda.com 

Anadolu'daki  yerel hikayeleri, yemekleri, el sanatlarını Anadolu’nun zengin kültürünü yerinde görüp anlatıyoruz, videolarla gösteriyoruz. Amacımız iki kadın olarak Anadolu’da rahatça gezilebileceğini göstermek. O kadar güzel karşılanıyoruz ki ve o kadar güzel geri dönüşler alıyoruz ki, artık herkesin gittiği popüler yerler, restoranlar değil arka sokakları da keşfe çıkarıyoruz kadınları.

Sürekli üreten, yaratan bir kadın bir anne olarak kadınlara en büyük tavsiyeniz nedir ?

Güçlerinin farkında olmaları. Biz kadınlar kafamıza koyduğumuz her şeyi yaparız. Yeter ki isteyelim. Artık bahanelerin, tembelliğin zamanı değil. Kadın ne kadar sağlıklı ve güçlü olursa gelecek nesiller de o kadar sağlıklı ve güçlü olacak. Geleceğinin kadınını da erkeğini de bugünün kadını yetiştiriyor. Ve kadınlar artık hayatlarının direksiyonunu ellerine almalı. Hayat onları değil onlar hayatı istedikleri yöne götürmeli. Bu da eğitimle olacak. Yanlış anlaşılmasın eğitimden kastım akademik eğitim değil. Yeni bir beceri, yeni bir eğitim, yeni bir kitap, yeni bir yazı…Kadının eğitimi ne kadar artarsa ülkenin refahı o kadar artar.

Gelecekle ilgili hedefleriniz nelerdir ?

Kadının Adı Var ve İki Kadın Anadolu’da için gitmediğimiz şehir kalmasın istiyorum. Fransızca öğrenmek istiyorum. Bir kadın olarak daha çok kadınla iletişime geçip konuşmak, paylaşmak, dertleşmek istiyorum. 2018 yılına yeni bir kitapla veda etmek istiyorum. Kendimle ilgili hedeflerim bunlar.

Yorum Ekle veya Yorum Oku

Bumerang - Yazarkafe