Ne Ekersek Onu Biçeceğiz

Kendimi bildim bileli hep o içimdeki sonsuz sınırsız, hakim olamayıp sürekli dışa taşırdığım "Sevgi" denen duyguya bağlı yaşadım.. Karşımda bu duyguyu açığa çıkaran, sevgisini gösteren ve hissettiren her kişiye; ne konumuna, ne yaşına ne görünüşüne bakmadan sanki doğal bir refleks gibi hep karşılık verdim. Her kim olursa olsun verdiğinin karşılığını ona daha da büyüterek yürekten, gönülden daha da fazlasıyla geri vermeye uğraştım.. Etrafıma bakınca ,gerek hayat şartlarının etkisi, gerek medyanın gün be gün beyinlere aşılanan o sevgi yoksunu, hileye, art niyete ve kötü düşünceye iten program ve yazıları ile insanların sevgiden uzaklaştırıldıkları ve ne kadar sevgiye muhtaç yaşadıklarını büyük bir farkındalıkla görebiliyorum. Bırakın bir haber programını izlemeyi, Televizyonu bile açıp izleyemiyorum.. İzlediğimde insanlığımdan utanıyorum, umutlarımı yitiriyor gibi oluyorum ve tüm enerjimin çekildiğini hissediyorum.. Şeytanın insanı çekememesinin tek sebebi Aşk tan sevgiden yoksun oluşuydu! Şimdi biz insanlar gerçek manada sevgi ve aşkı yaşayamıyor hatta sanki duygusuz bireyler gibi sadece menfaat üzere ilişkiler kuruyor ve sona erdiriyoruz. Kimilerimiz ise korkuyoruz! Sevgiyi paylaşmaktan, çevrenin verdiği birçok etkenden dolayı korkuyoruz! Sevginin korkularak paylaşılması kadar acı bir şey var mıdır! İnsanın var oluş sebebi sevgidir! Bizler artık her şeyden korkan, sadece kendisi için işleyen bir sistemde yaşamayı arzu eden, başkalarının duygu ve ihtiyaçlarına değer vermeyen, her an ipleri koparmaya hazır, egoları tavan yapmış bireyler olarak dolaşıyoruz ortalıkta. Paylaşmayı unuttuk! Aşımızı, insanlığımızı ve en önemlisi de sevgimizi paylaşamamaktan dolayı doğan sorunlara da şaşırır olduk! Bu neden böyle oldu? Sorumlusu kim? gibi sorularla ortalıkta kalakaldık!

Bir an olsun etrafın, medyanın etkisinden kurtulup, durup düşündünüz mü acaba! 

Ben tüm bu haksızlıkları, zulümleri, hırsı, öfkeyi görüyorum evet ve önceden hep uzaklarda, bilmediğimiz yerlerde duyduğumuz tüm bu olaylar artık bizimde burnumun dibinde olup bitmeye başlayınca hemen bir sebep ve suçluyu aramaya yöneldiğimizde , ilk olarak kendinize dönüp te bir sordunuz mu acaba! Kendimden ne kattım yaşadığım evrene? Sevdiklerimle neler paylaştım? Enerjimin ne kadarını öfkeme ve ne kadarını sevgiye ayırdım? Bu evrende bana düşen görevi ne kadar yerine getirdim? İşte bunların cevabı çok önemli! Kendinize dürüst cevaplar verin! Hırs ve nefrete bürünmüş halde kırdığınız kalpleri düşünün.. Arkanızı dönüp, çekip giderken, kırıp döktüğün bir şeyler kalmış mı diye bir bakın! Birilerine güvenle el uzatıp, güvenini yıkmış olabilir misin acaba ? Onun kendine olan güvenini, insanlara olan güvenini yok etmiş olabilir misin? Hepimizin ilk adımda kendimizden başlaması gerekiyor sorgulamaya!

Demem o ki bu evrenin acılarını bizler dindireceğiz, bizler iyileştireceğiz.. Rengarenk, farklı biçimlerde ama bir bütünün parçalarını oluşturan küçücük puzzle parçaları gibi diğer parçayı kavrayıp onu sımsıkı tutarak, bütünlüğü bozmadan yapıcı olacağız! Birbirimize, dürüstlüğü, paylaşmayı ve en önemlisi de sevgiyi aşılayacağız.. Bunu şimdi yaparsak bizden sonraki nesillere; Kavga, hırs, ve gösteriş olsun diye bir iki ağaç ve mal mülk değil de; Sevgi dolu, tertemiz bir yürek, umut dolu yarınlar ve birlik beraberlikle yürütülen, huzurlu bir yaşam bırakacağız.. Ne ekersek onu biçeceğiz..

Sevgilerimle

A.Kemale Aladağ

 

YORUM EKLE veya YORUM OKU

Bumerang - Yazarkafe